''Yetiştirebiliyorsanız'' demiştim,nasıl bakarsan bak..![]()
''Yetiştirebiliyorsanız'' demiştim,nasıl bakarsan bak..![]()
“bon pour l'orient”
if you are reading this then warning is for you. every word you read of this useless fine print is another second off your life. don't you have other things to do? is your life so empty that you honestly can't think of a better way to spend these moments? or are you so impressed with authority that you give respect and credence to all who claim it? do you read everything you're supposed to read? do you think everything you're supposed to think? buy what you're told you should want? get out of your apartment. meet a member of the opposite sex. stop the exessive shopping and masturbation. quit your job. start a fight. prove you're alive. if you dont claim your humanity you wil become a statistic. you have been warned
Albayım,
Bu yaklaşımını test etmek için amatör olarak faaliyet gösteren sporlara bakalım istersen. Örneğin kürek var, eskrim var, boks var, güreş var, halter var, var oğlu var. Çok süper şampiyonlar yetişiyor, çok ilgi çekiyor, müthiş izleniyor değil mi?
Yetiştirebiliyorsanız deyip "ben dedim, artık nereden alırsanız" şeklinde ortaya salınınca olmuyor.
Soru şu: Diana Taurasi ya da Michael Jordan gibi bir basketbolcu nasıl yetiştirilir, kim yetiştirir? Ya da sporcu nasıl yetişir?
Önce spora yetenekli olacaksın. Bu doğuştan gelen bir şey diyelim.
İkincisi meraklı olacaksın. Bu doğuştan gelmez. Büyürken aklının çelinmesi lazım. Benim aklımı futbol çeler, başkasınınkini basketbol bir diğerininkini eskrim. Neden? Herkesin kendi nedeni vardır. Ama bir şekilde aklının çelinmesi lazım.
Büyük yıldız yetiştirmek için bir de iyi eğitmen lazım. Bir insan neden iyi eğitmen olur? Zevk için mi günde sekiz on saatini bu çocuklara ayırır?
Ayrıca büyük yıldızlar eğitilen yetenekli ve ilgili üç çocuktan biri şeklinde çıkmıyor. Üçyüz, üçbinde bir de değil. Belki üçyüzbin çocuktan biri oranında çıkıyor, belki üç milyon çocuktan biri oranında. Eskrimle kaç kişi ilgileniyor, boksla kaç, basketbol, futbol ve/veya voleybolla kaç kişi? Peki neden basketbol ve eskrimle ilgilenen çocuk sayısı arasında bu kadar büyük bir uçurum var sence Albayım?
Uzun lafın kısası; çoğunluk popüler sporlara ilgi duyar. Sponsorlar da doğal olarak popüler sporlara ilgi duyar. Popüler sporlarla ilgilenen kulüpler sponsorlardan daha çok para almak için daha başarılı olmak ve daha göz önünde olmak zorundadır. Daha başarılı olmak için en iyileri almak ister ve en iyilere en çok parayı öderler. En çok parayı alabilmek, en iyi olmak için en büyük motivasyondur. En iyiyi yetiştiren eğitmen de en yüksek parayı alandır. Bu şekilde en iyi olup en çok parayı kazanmak isteyen yetenekli ve meraklı çocuklar en iyi eğitmenlerle çalışır ve aralarından çok ama çok azı Taurasi ya da Jordan olup çok büyük paralar kazanabilir.
Amatörlüğe dönmüş basketboldan Taurasi çıkar mı? Sıfır ihtimal veriyorum. O şartlarda ne kimse Taurasi gibi delice çalışır ne de kimse Taurasi gibi birini yetiştirmek için yıllarca uğraşır. Herkesin ailesini geçindirmek için daha iyi planları olur.
Senin oğlanlar amatöre bir işle günde 8-10 saat ilgilenseler ve başka hiç bir iş yapmasalar hoşuna gider mi? Aç kalacak bunlar sefil olacaklar diye deliye dönmez misin? Böyle bir baltaya sap olamazsın, müyendiz ol toktor ol demez misin? O zaman nasıl Michael Jordan olurlar peki?
Yeter ki gönüller şen olsun
Amatör iken büyük yıldız olanlar sadece doğu bloku dağılmadan önce onlar arasından çıkardı. Neden peki? Çünkü sadece ve sadece büyük şampiyonların, büyük yıldızların, ülke dışına çıkabilme, kalabalıktan ayrılma ve rahat bir yaşam sürme gibi ayrıcalıkları olurdu. Paranın herkes için aynı olduğu bir yerde, bu ayrıcalığı kazanabilmek için sabah sekizden akşam sekize kadar spor salonundan çıkmazdı jimnastikçiler. Ne oldu doğu bloku yıkılınca? Bir tanesi kaldı mı ortada?
Yeter ki gönüller şen olsun
Buna da cevap vereyim.: Elbette sponsor işi olacak, başka ne olacak?
Sponsor olan firma ne diye sponsor oluyor? Reklam olsun, her yerde adı geçsin, insanlar üstünde olumlu etki olsun vs vs.
Medical Park Galatasaray kadın basketbol ve voleybol takımlarına sponsor olmuş. Niye olmuş? Acıbademspor'a her maç 3-0 yenilseniz de olur diye mi voleybola sponsor olmuş sence Albayım? Dur bakalım daha voleybolda ne transferler patlatacak Galatasaray Medical Park? Acıbadem'in arkasında nal toplamaya girmediler herhalde kadın voleyboluna!
Basketbolda da burada kalmayacaklardır. Taurasi'yi, Fowles, Charles ve Torrens'in yanına koyarak Avrupa Şampiyonluğu istiyorlar. İstiyorlar ki televizyonlar Galatasaray Medical Park diye diye bitiremesin, herkes sabah akşam Medical Park ismini duysun.
Kadın basketbolunda Taurasi'yi al yanına çok iyi WNBA yıldızları koy ve Eurloeague kazan formülünü ilk Spartak Moskova koydu ortaya. Senelerce de çalıştı. Aynı formül geçen sezon aynı sayıda WNBA yıldızı olmadan Sponsorsuzspor için de çalışacaktı ama malum işler engel oldu. Bu yıl o formülü Galatasaray Medical Park uygulamak istiyor.
Rekabet iyidir. Şimdi Sponsorsuzspor daha da iyi bir takım olmak zorunda. Geçen sezon finalde üç büyük WNBA yıldızına karşı takım oyunuyla kazanmışlardı, bu sezon işleri daha da zorlaştı. Şimdi karşıda dünyanın en iyi ve en iyi ikinci kadın basketbolcularının yanında en iyi Avrupalı ve belki de dünyanın en iyi beş uzunundan birinin bir araya geldiği bir takım var. (Sadece bu takımdan bu şekilde bahsedilmesi bile Medical Park için reklam değil mi? Paalar boşa gitmiyor yani Albayım!)
Her neyse, sponsorsuzspor da boş durmuyor. Yunanlı coach ile anlaştılar, Letonyalı PG Babkina'yı aldılar vs. Çalışıyorlar, Taurasi'yi kaybetseler de boş durmuyorlar.
Yeter ki gönüller şen olsun
cok guzel kapali gise oynadiklarini gormek. voleybola, basketbola olan ilginin bu kadar buyuk oldugunu bilmiyordum. herhalde mac biletleri de cok ciddi fiyatlara satiliyor, televizyon gelirleri de milyon dolarlari buluyordur. yoksa benim gibi okuz altinda buzagi, is icinde capanoglu arayanlar sorar bu degirmenin suyu nereden geliyor diye.
spor kuluplerinin amacini ve faaliyetlerini yakindan biliyorum. verdiginiz orneklere yakindan bakalim. birincisi italya gibi hem zengin hem de takim sporlarina cok merakli bir millet ve altyapisi cok kuvvetli bir ulke. ikincisi rusya gibi paranin nereden geldigi pek belli olmayan, ama komunist gecmisinden oturu altyapinin cok guclu oldugu bir ulke. simdi biz bu denklemin neresine oturuyoruz? ulkedeki kuluplerin, liglerin, altyapilarin hali ortada. simdi fb, gs bu sporlara yatirim yapmaya karar verdiler diye, sirf bu kuluplerin buyuk taraftar potansiyeli sayesinde bir ilgi olustu diye ne altyapi olusur, ne milletin bu sporlara ilgisi olur ne de liglere ilgi artar. bu bir baslangictir ve umarim ki arkasi da gelir ama yine de pek heyecanlanmamak gerekir. bu degirmenin suyunu kim tutuyorsa yarin pat diye kesebilir. bunu daha once de yazmistim, vakifbank, turk telekom, ve gunes sigorta (hadi bunlara tekel, eczacibasi, vs. de katalim) takim sporlarina uzun yillardir yatirim yapiyorlardi ve bu yatirimin onemli bir kismi da alt yapiya yapiliyordu. simdi bu yatirimlarin ne kadari aktif inanin bilmiyorum. ozetle boyle suni piyasa hareketlerinin orta vadede spora katki yapmayacagini bilakis varolan gelismeyi de sekteye ugratacagini dusunuyorum. siz uc sene buyuk paralar harcayip muzenize avrupa kupasi koyarsiniz, sonra?
-)--------
birde boyle bir yazi var
Diana
kimdir bu zat bilmiyorum ama yazdiklari rezillik otesi, yeni kulubunde doping
yaparsa hasir alti edilirmis, yok artik![]()
Değirmenin suyu diğer ülkelerde olduğu gibi sponsorlardan geliyor. Voleybol hiç bir ülkede maç hasılatlarıyla dönmüyor, basketbol da öyle.
Mesela, Türkiyen yıldız kızlar milli takımının 2007 yılında dünya şampiyonasında ikinci, 2009 yılında dünya şampiyonasında dördüncü ve 2011 yılı Avrupa Şampiypnu olduğunu, bu yıul Türkiye'de yapılacak olan dünya şampiyonasının da en büyük favorilerinden olduğunu da bilmiyordsundur. Altyapı falan yok ya, ondan heba oluyor böyle jenerasyon üstüne jenerasyonspor kuluplerinin amacini ve faaliyetlerini yakindan biliyorum. verdiginiz orneklere yakindan bakalim. birincisi italya gibi hem zengin hem de takim sporlarina cok merakli bir millet ve altyapisi cok kuvvetli bir ulke. ikincisi rusya gibi paranin nereden geldigi pek belli olmayan, ama komunist gecmisinden oturu altyapinin cok guclu oldugu bir ulke. simdi biz bu denklemin neresine oturuyoruz? ulkedeki kuluplerin, liglerin, altyapilarin hali ortada. simdi fb, gs bu sporlara yatirim yapmaya karar verdiler diye, sirf bu kuluplerin buyuk taraftar potansiyeli sayesinde bir ilgi olustu diye ne altyapi olusur, ne milletin bu sporlara ilgisi olur ne de liglere ilgi artar. bu bir baslangictir ve umarim ki arkasi da gelir ama yine de pek heyecanlanmamak gerekir. bu degirmenin suyunu kim tutuyorsa yarin pat diye kesebilir. bunu daha once de yazmistim, vakifbank, turk telekom, ve gunes sigorta (hadi bunlara tekel, eczacibasi, vs. de katalim) takim sporlarina uzun yillardir yatirim yapiyorlardi ve bu yatirimin onemli bir kismi da alt yapiya yapiliyordu. simdi bu yatirimlarin ne kadari aktif inanin bilmiyorum. ozetle boyle suni piyasa hareketlerinin orta vadede spora katki yapmayacagini bilakis varolan gelismeyi de sekteye ugratacagini dusunuyorum. siz uc sene buyuk paralar harcayip muzenize avrupa kupasi koyarsiniz, sonra?
Nadıl bu hale geldi ülke voleybolda? Birden Fenerbahçe ve Galatasaray yatırım yapmaya karar verince mi? Hadi canım. Vakıfbank GSTT bu yıl Avrupa şampiyonu oldu ama bundan on yıl önce sadeec Vakıfbank iken iki kez üst üste Avrıupa şampiyonluğu için final oynadığını biliyor musun peki? Eczacıbaşı'nın kaç defa final four oynadığını peki? Cengiz Göllü ismi bir şey ifade ediyor mu?
Bekarken Koşuyolu'nda otururdum. Üç sokak ileride Güneş Sigorta'nın genç ve yıldız kızlar takımları için getirdiği kızların kaldığı lojmanlar vardı. Sık sık onları eşofmanlarıyla antrenmana gitmek için servis minibüsüne binerken görürdüm. O kızların bazıları bu yıl Avrupa Şampiyonu oldular.
Fenerbahçe bu işe yeni yatırım yapmıyor. Bundan onbeş yıl önce bir arkadaşımın kuzenini bir süre Fenerbahçe altyapısında yıldız takım antrenmanlarına taşıdım. Her gün çalışırlardı. Galatasaray Fenerbahçe'den çok daha eskidir kadınlar voleybol işinde.
Bugün bu işe Acıbadem, Medical park ve diğerleri de girdiyse, sadece Fenerbahçe için Galatasaray için girmiyorlar. Neye sponsor olacakları konusunda son derece bilinçli kararlar veriyor adamlar. Kadınlar voleybolda dünya şampiyonu değiliz henüz ama artık sıradan da değiliz. Eczacıbaşı'nda oynayan Neslihan dünyanın sayılı voleybolcularından. Belki önümüzdeki yıllarda Galatasaray Medical Park için oynar, kim bilir? Neriman Polonya'da oynuyor ve çok başarılı. Fenerbahçe Acıbadem de oynayan Eda Avrupa'nın önemli samçörlerinden. Aynı takımın genç pasörü Naz ileride Avrupa'nın en iyilerinden birisi olacak. Böyle bir sürü oyuncu var. Bunların yanına kaliteli yabancıları koyduğunda dünyanın en iyi üç takımına sahip oluyorsun işte. Salonların da doluyor, sponsorlar da koşa koşa geliyor. İşin ucunda para olunca alt yapıdakiler de daha bir hevesle ve iştahla çalışıyorlar.
Basketbol biraz daha geride volyboldan. Çünkü voleybola oranla çok geç başladılar işe. Ama yapılan işler doğru. En iyileri bulup getiriyor ve örnek olmalarını sağlıyorlar. Çok ciddi rekabet yaratıyorlar hem kulüpler hem de oyuncular arasında. O rekabet de sonunda istenen gelişmeyi sağlayacaktır.
Yeter ki gönüller şen olsun
Çok ayıp![]()
Yeter ki gönüller şen olsun
Abisi başka türlü çekilir mi?
Kıllı insanların voleybol sporuna ne kadar ilgi unsuru kattığını düşünebilriz..![]()
“bon pour l'orient”
WADA'nin akli basina yeni yeni geliyor gibi: Hacettepe askıya alındı - NTVSpor.net
bu sorusturmanin sonucunda merkezin bir donemki analizleri gecersiz kilinirsa kayiplar/kazanclar nasil tazmin edilecek bakalim. murat bey'in bu daha baslangic dedigi kisim yani...
-)--------
Voleyboldan daha geç başlayan basketbolcular; tarihinde ilk defa kadınlar Avrupa şampiyonasının finalinde.
Neymiş? Yabancı oynatmak milli takım başarısını engelliyor muymuş?
Yeter ki gönüller şen olsun
fluke...
Çok keyifli bir durum ama öyle. Bir Rusya maçı izledim, ne yaptıkları belli değildi. Kızlar basketbolu hakkındaki tüm önyargılarım pekişti. 2009'da ne oldusya aynı şekilde gidiyorduk ki, bu defa Belarus'u yeniverdik!
Sonrası, gömülü alan savunması, rakiplerin dış şutunu riske etme, rakiplerin dış şutunu sokamaması ve Şaziye'nin Kyle Korver'ı çatlatması. Dikkat edin Jason Terry demedim. Çünkü kendi şutunu yaratamıyor.
Kızlar basketbolunda milli takımlar düzeyinde farkların çok açık olmadığını düşünüyorum. "Elit" sayılabilecek çok az oyuncu var takımlarda. Gününde olmak daha belirleyici oluyor.
Ama izledikçe takıma ısınıyorumÖnce bu takımda basketbolcu bir tek Nevriye var dedim, sonra Birsel gözüme girdi, Şaziye, Karadağ'ı tek başına kazıdı, Kristin Nevlin'in bir standartı hep vardı, Fransa maçında daha etkili gördüm, ve nihayet son maçta Işıl'ın da işe yaradığına kanaat getirdim.
the whole is more than the sum of its parts
Elbette çok kaliteli bir takım oldukları söylenemez. Ama kadınlar basketbolunda bunun yakınında bile değildik daha önce, onu da unutmamak lazım.
Nevriye Yılmaz hep aynıydı. Onun hakkını teslim etmek lazım. Şaziye İvegin de öyle. Onu Moskova'ya götüren de Kyle Korver şutuydu. Bir anda olmadı yani o iş. Fakat Birsel Vardarlı'nın gösterdiği gelişmeyi ayrı tutmak lazım. Avrupa'da kadınlar basketbolunun müstesna PG'leri arasına giriyor artık. Bu gelişmesini birlikte ve karşı karşıya oynadığı üst düzey oyunculara bağlamanın çok yanlış olmayacağını düşünüyorum.
Ayrıca, gerek savunmada gerekse hücumda önceki şampiyonlarda olmayan bir özgüvenle rakibin karşısına çıkıyorlar. Kendi liginde sırtında Sylvia Fowles ile oynuyorsan, Avrupa şampionası yarı finalinde "Sandrine Gruda da kimmiş ulen!" rahatlığında oynayabilirsin. Aynı şekilde, bimem kaç kere adam adama Diana Taurasi veya Katie Smith le oynamışsan, basketbol kortunda korkulacak kimse kalmaz gözünde artık. Daha kötüsü olamaz ki...
Yeter ki gönüller şen olsun
Aslan double yaptı!
Basketbolda 19. Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası sahibini buldu.. Galatasaray MedicalPark, erkeklerde olduğu gibi ezeli rakibi Fenerbahçe'yi yenerek kupanın sahibi oldu..
16 Ekim 2011 , 16:44
-FENERBAHÇE: 78 - GALATASARAY MEDİCALPARK: 85
Salon: Ankara Spor
Hakemler: Mehmet Keseratar xx, Aytuğ Ekti xx, Erman Erdemli xx
Fenerbahçe: Babkina xx 14, Esmeral x 3, Nevriye xx 4, Taylor xxx 18, Matovic xxx 20, Birsel x, Mc Coughtry xxx 15, Nevlin x 4, İmren x
Galatasaray Medical Park: Prince xxx 18, Bahar xxx 14, Taurasi xx 14, Şaziye xx 3, Charles xxx 28, Sariye x 1, Torrens xx 7, Melisa x, Gülşah x
1. periyot: 15-19
Devre: 31-43 (Galatasaray Medical Park lehine)
3. periyot: 59-65
Beş faulle çıkanlar: 36.19 Mc Coughtry (Fenerbahçe), 36.56 Şaziye (Galatasaray Medical Park)
----------------
8. Cumhurbaşkanlığı Kupası olmuş basketbolda kadınların.
Yalnız yabancı transferler ile yaratılan müthiş takımlar kurabiliyoruz Fenerbahçeden sonra biz de artık .. Oysa ilk 6 Cumhurbaşkanlığı kupasını alan Galatasaray Kadın takımları bu derece yabancı ağırlıklı değildi..
Merci!
"Tesadüf, inançsızların kadere taktıkları isimdir." Andre Suares
Darağacında bile son sözü "bakın ne fena Galatasaray" olacakların zavallılığı kader midir?
"Üzülme!" der Mevlana. "İstediğin bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur!"
"Morale positive!" C+
Eski tas, eski hamam :
Bayanlar Basketbol Cumhurba
Cem
Yahu kimse yazmıyor diye aradan kaynamasın.
Fenebahçe 96 - Galatasaray Medical Park 82
Yaramadı bize Medical Park![]()
Galatasarayda yerli oyuncu kapasitesi sınırlı gibi gözükse de bana asıl Coaching problemi var gibi geliyor, Cem Akdağ'ı fena arayacağız anlaşılan..Haftanın en önemli maçında Galatasaray Medical Park, deplasmanda ezeli rakibi Fenerbahçe ile karşılaştı. Sarı-kırmızılılar, karşılaşmadan 96-82 yenik ayrılırken, bu sezonki ilk yenilgisini aldı. Galatasaray Medical Park, bu yenilgiye rağmen 11 puan ve averajla bu haftayı da liderlik koltuğunda geçti.
Fenerbahçe ise bu galibiyetle puanını 11'e çıkardı ve zirve takibini sürdürdü. Kayseri KASKİ ise deplasmanda Samsun Basketbol'u 86-73'lük skorla geçti ve haftayı 11 puan ve averajla 3. sırada tamamladı.
Merci!
"Tesadüf, inançsızların kadere taktıkları isimdir." Andre Suares
Darağacında bile son sözü "bakın ne fena Galatasaray" olacakların zavallılığı kader midir?
"Üzülme!" der Mevlana. "İstediğin bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur!"
"Morale positive!" C+
Ben de isin 'tribun ve olaylar' boyutunu geceyim cogu zamanki gibi
Ararsaniz Net'te, bir suru link karsiniza cikar ; ben ozetleyeyim : Mac oncesi GS takim otobusune saldiri olmus ve mac oncesi ve sirasinda Cimbom'un eski Fener'li oyuncusu Taurasi'ye cok cirkin kufurler edilmis. Acaba bir Fener yoneticisi mac sonrasi cikip 'Bu ne rezillik...yeter artik' gibi bir sey dedi mi ? Sanmiyorum. Olsa olsa 'Yakismadi bu' diye silik sonuk bir seyler gevelemislerdir Fener yoneticileri. Yanlis anlasilmasin, takim derdim yok benim....roller degisse de, ayni seyleri yazardim.
Isin baska bir boyutu da, mesela bir Turk kadin basketci, yurtdisinda mac boyu kufurle karsilassa, demediklerini birakmazdi o ulkeye karsi bizim spor medyasi. Ama, Turkiye'de bir yabanci basketciye bunlar olunca, 'siradanlastirilmıs' oluyor bu durum.
Cem