Söz konusu olan, konut aramalarında yargıç kararı alınma zorunluğunun kaldırılması, jandarmanın polis alanında da arama yapabilmesi, terörle mücadele
eden birimlerine de adli kolluk yetkisi verilmesi gibi, yıllarca uygulanmış, sonuç alınamamış önerilerdir.
Bu önerilerin Anayasa ve insan haklarına aykırılığını bir yana koysak bile, bu geri dönüşün rahatsız edici anlamını göz ardı edemeyiz: Önerilerin konuşulması bile, devletin bölgede yaşayan yurttaşlarımızla ‘meselesi’ olduğunu gösterir, göstermektedir.
Devletin halkıyla meselesi olmaz. Suç işlenmişse devletin meselesi sanığı bulmak, bulduktan sonra yargılamak, yargı sanığın suçluluğuna karar vermiş, cezasını belirtmiş ise cezanın yasalara uygun biçimde çekilmesini sağlamaktır.
Bir kentte, bir bölgede yaşayan insanlar; kişi ve olay belirtilmeden, suçlu ya da suça iştirak halindeymiş gibi görülerek genel tedbirler alınamaz.
Ankara’nın Maltepesi’ndeki polis karakolunda uyulacak yasalarla, Şemdinli’deki polis karakolunun ya da Jandarma Komutanlığı’nın uyacağı yasalar farklı olabilir mi? Eğer farklı yerlerde insan hakları bakımından farklı yasalar uygulanırsa, o iki yerde yaşayan yurttaşlar arasında fark olduğu kabul ediliyor demektir[/b]