Uğur Meleke'nin yazısına sabah sabah ayar oldum. Bir iki not koyayım şuraya.
QUOTE
...
2008-09 sonu itibariyle Süper Lig’de bir takımın ortalama değeri 37,1 milyon euro, Ukrayna Ligi’ndeyse bu rakam 27,7 milyonda kalmış... 2008 yazından beri bir Süper Lig takımı ortalama 14,8 tane yeni oyuncu transfer ederken, Ukrayna’da bu sayı 10,4... Hem pahaca yüzde 40 fark attığımız, hem de yüzde 40 daha fazla oyuncu transfer ettiğimiz Ukrayna Ligi’nin bu sezon Avrupa’da kazandığı puan 16,625’ken, bizim puanımız 7,000de kalmış! 2008-09’un onlar için olağan dışı bir yıl olduğunu düşünmeyin, Ukrayna Ligi son 5 sezonun 4’ünde Avrupa’da bizden daha fazla puan topladı. (Alakalı mıdır bilmiyorum ama, Lucescu’nun Türkiye’de çalıştığı 4 sezonun 4’ünde de Türkiye, Ukrayna’dan daha fazla puan toplamıştı. Lucescu’nun Shakhtar’da çalıştığı 5 sezondaysa 4 kez ibre Ukrayna’ya döndü). Ukrayna, 2010’da UEFA’da 4 takımla temsil edilecek. 2011 muhtemel sıralamasında 5’inci gözüküyorlar ve bu Ş.Ligi’nde 3 Ukraynalı demek!
Ukrayna liginde sadece Shakhtar ve Dinamo Kiev yok. Daha yeni yanlarına Metalist Kharkiv ekleniyor ki onların da takım kadrosu itibarıyla değerleri yeni yeni yükseliyor. Bu kulüplerin ikisi ağırlıklı çelik sektörüne dayanır. Diğerleri, ki onların içinde de çelik sektörüne dayananlar vardır, şu an için zayıf ve ucuz ekiplerdir. Çünkü para yoktur.
Ayrıca bir de rekabet konusu var. Türkiye'de yerli futbolcuların bedelleri gereğinden çok yüksek ve bu da kadro değerlerini çok şişiriyor. Oysa Ukrayna'da Ukraynalılar bizimkilerin üçte biri ancak kazanabilirler. Dolayısıyla ortalama takım değeri bazında yapılan ülke karşılaştırmaları mantıklı değildir.
Ukrayna'nın son beş sezonda Türkiye'den daha yüksek ortalama yakalamasının karşılaştırmasını da, kaç takımla katılmışlar biz kaç takımla katılmışız, ortalamaları yükselten puanları kimler toplamış vs gibi verilere bakarak yapmak makul olur. O zaman karşılaştırma bir şey ifade eder. Aksi takdirde ceza sahasına isabetli orta istatistiğinden ileri gitmez bunlar.
Lucescu'nun Shakhtar'da çalıştığı 5 sezon istikrar açısından muhakkak önemlidir. Ama Shakhtar'ın son 10 yılda sadece TD ile ilgili değil, genel olarak nereden nereye geldiğine de bakmak lazım. Her 5 sene aynı TD ile çalışan UEFA Kupası kazanabilir mi? Ya da Lucescu Shakhtar değil de Rapid Bükreş'în başında 5 değil 10 yıldır çalışıyor olsa UEFA Kupasını kazanabilecek miydi?
QUOTE
İthalatçı değil ihracatçı
İstanbul’un şampiyonu Shakhtar da Ukrayna futbolunun genel halinin çok dışında değil. Evet, iktisatçı patronları Ahmedov, Avrupa’nın en zengin adamı konumunda; ama sanılanın aksine Donetsk ekibine transferde öyle büyük paralar harcamadı. İthalatçı değil ihracatçı bir anlayış benimsedi.
İktisatçı patron

Buna bayıldım doğrusu. Rinat Ahmedov bunu duysa eminim çok hoşuna giderdi. Ama arkasından yazılana dikkatinizi çekerim. Ahmedov Avrupa'nın en zengin adamı konumunda demiş. Neye dayandığını bilmiyorum ama en zengin değilse bile ilk üç içindedir. Ayrıca daha önce de yazdım; Shakhtar için harcanan paraya sadece resmi defterlere göre bakmamak lazım. İktisatçı patronun hiç bir işine öyle bakmamak, hafife almamak lazım.
QUOTE
1998-2004 döneminde (Scala ve Schuster gibi) 5 teknik adam harcadıktan sonra, son 5 yılda tek bir hocayla çalışma yolunu seçti. Son 5 sezonda batıya gönderdiği Brandao, Marica, Matuzalem, Elano, Aghahowa ve Tymoschuk gibi oyunculardan 50 milyon euronun üstünde gelir elde etti. Bu paranın 40 milyonunu finalde ilk 11 oynayan 5 Brezilyalı’ya harcadı.
İstanbul’da forma giyen diğer oyuncularınsa transfer maliyetleri şöyle: Pyatov (1 milyon), Srna (1,2 milyon), Kucher (bedelsiz), Chigrinskiy (Shakhtar II), Rat (1 milyon), Lewandowski (bedelsiz), Duljaj (4 milyon), Gai (bedelsiz), Gladkiy (2,5 milyon)...
Bu kısımdan da "altyapı da altyapı" geyiklerine gönderme yapayım. Shakhtar da altyapıdan gelen, "gerçek Shakhtar'lı ve ruh sahibi" kaç oyuncu varmış?