QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 11:26 )

Hop Qelo bey, kestirmecilik yapmayalım. Sovyetler kötü örnek. Birincisi modelimiz, o değil. İkincisi orada devrim yapanlar işin büyüklüğünün farkında değillerdi. Planları yoktu. Mülkiyeti öldürdüler, halka inemediler, ara bir sınıf yaratıp, babadan oğula güç ticareti yaptılar. Onlar beceremediyse onları sorunu. Norveç bugün yapmak isterse yapabilir, pekala. Hem de adam gibi yapar. Özellikle "devlet" kelimesi kullanmadım bu arada.
Aylaklık karakterimdir, Russell'i okumasam da aylaklığın kitabını yazabilirim. İyi bişeydir aylaklık. Bırakacak kimsesi olmadığı, hatta evli bile olmadığı halde köpek gibi tırmalayan, çalışan, kazanan bir sürü adam var. Güç çoğu zaman paradan önemli. Güç ve para arasında tavuk/yumurta ilişkisi olduğunu da unutmayıp, çok fazla açılmak istemem bu konuda. İKEA'nın sahibi de bir başka örnek, hiç kapitalist değil, kendine araba bile almıyor, çocuğu var mıdır bilmem. Çocuğu olup, malını vakıflara bırakanlar da var. İnsan çeşit çeşit.
Benim yetişkin çocuğum var, hayatımın tek saniyesinde şuna bişey bırakayım diye düşünmedim, işim de öyle bir iş değildi. Benim babam da düşünmedi, bırakmadı zaten, işi müsait olduğu halde. "Çocuklarım için yapıyorum" tezine pek katılmıyorum, bazılarının bahanesi olabilir. Ayrıca bu tür insan (kapital sahibi) yüzde kaç ki. Büyük çoğunluk (neredeyse herkes) başka kaygılarla yaşıyor.
Özkan bey size gelince, tek derdimiz değişim anı değil. Daha derin bakıyoruz geleceğin içine. Yukarıda, kamu barınma, sağlık, eğitim işini üstlenmek zorunda kalabilir dedim zaten, hatta öyle olmalı. 3 unsurun 2'si zaten bir sürü ülkede zaten bedava. Bakarsınız sistem böyle olunca boşta gezer yetişkin çocuk kalmaz zaman içinde
Ayrıca bir sürü pratik engel var. Arnavutluk veya Güney Kore gibi izole olmadıkça çok büyük zorlukları var bu işin. Mesela mülkiyet şirketlere ait olur, hisselerini satarsın. Mülkünü yabancıya satarsın, o istediğini yapar, vs. vs.
Daha 1. dakikada herşeye itiraz etmek de istemiyorum

karakteri aylaklik olani cok severim
babam bana ve biradere isini birakmak istedi, birader gitti turizmci oldu.
ben devlet guzel sanatlar akademisinden ressam olarak ciktim, bes kurus parasiz.
yillarca resim yapip sattim, surunduk tabiki

33 yasimda ilk isime girdim, bir reklam firmasinda art direktor olarak.
omrunde calismamis birine, yani bana verilen lutuftu bu aslinda art direktorluk.
ama ben nankorluk yaptim, iki sene calistim, anam bellendi ve ayrildim.
baska ulkelere gittim, oralarda falan calistim kacak olarak bir suru boktan iste.
sonunda amerikaya geldim, ve simdi calisiyorum ama sabah 9, aksam 5.
fazlasini kaldiramam, isim rahat, emrimde calisan insanlar var.
beni el ustunde tuuyorlar cunku alanimda iyi birisini bulmak zor (sanat iside degil
onuda soyliyeyim, dna ler, morfoloji falan, okula gitmedim bu konuda ama ansiklopedi
gibiyimdir ayiptir soylemesi)
yakindada emekli olacagim, erken emekli.
atolyem var, orada sanat islerimi yapiyorum keyfe keder, sergi falan aciyorum arada, karpuz sergisi
misali, yakinda turkiyedede acacagim.
cocugum yok, istemedim, kimseyede bir bok birakmiyacagim zaten.
zaten para biriktirmedim omrumde.
pederden para kalmasa ev alacagimda yoktu ama sagolsun iyi para biriktirmis peder
bey, baba diye ben buna derim.