Help - Search - Members - Calendar
Full Version: Mesela
Omuzomuza > Sosyal Forumlar > Üniversite
Pages: 1, 2, 3, 4
plasenta
Mülkiyeti yaşam süresi ile sınırlasak. Yaşamı boyunca istediği gibi çalışan, kazanan, biriktiren, harcayan, alan, satan insanlar sahip olduklarını miras bırakamasa; zenginlik nesilden nesile geçmese, herşey kamuya geri dönse.... mikro/makro düzeyde herşey ne kadar/nasıl değişirdi merak ediyorum. Başkalarının akıl edemediğini yapıp Bill Gates de olabilirsin, yarattığın devin önünde duramayıp koşmaya devam eden Sakıp Sabancı da. Yaşadığın müddetçe herşeyi yapabiliyorsun zengin olmak için. İster paranı yiyorsun, ister biriktiriyorsun, ister işini büyütüyorsun, ne istersen yapıyorsun ama zenginliğini kimseye bırakamıyorsun. Öldüğünde sahip olduğun herşey kamuya dönüyor. Bu durum senin hayata bakışını, tutunuşunu, çabanı, vs. nasıl etkilerdi, ülkeyi/dünyayı nasıl etkilerdi onu arıyorum.

Mesela, kimse gereğinden fazla mülk edinmezdi, ihtiyacından fazla para kazanmaya çaba göstermezdi, çok kazanan olan bugünkünden kat be kat fazla harcardı, harcayabilmek için kendine daha çok zaman ayırırdı, daha erken çalışmayı bırakırdı, daha hayırsever olurdu, ekonomik aktıvite daha az olurdu, daha az vergi toplanırdı, bunun karşılığında işletmeler kamuya kalırdı, bu belki vergi toplamaktan daha verimli olurdu, kamu herkese barınma, eğitim sağlık hizmetini bedavaya en üst düzeyde sağlamak zorunda olurdu vs. vs.

Bunlar ilk ağızda aklıma gelenler ama tüm bunların düzeyi, etkileşimi, sonucu için çok düşünmek lazım. Bir model kuramam, kurabilsem Karl Marx olurdum ama fikirleri merak ediyorum. Katılırsanız eğlenceli olabilir. Atalım tutalım.
Qelebex
QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 11:17 ) *
Mülkiyeti yaşam süresi ile sınırlasak. Yaşamı boyunca istediği gibi çalışan, kazanan, biriktiren, harcayan, alan, satan insanlar sahip olduklarını miras bırakamasa; zenginlik nesilden nesile geçmese, herşey kamuya geri dönse.... mikro/makro düzeyde herşey ne kadar/nasıl değişirdi merak ediyorum. Başkalarının akıl edemediğini yapıp Bill Gates de olabilirsin, yarattığın devin önünde duramayıp koşmaya devam eden Sakıp Sabancı da. Yaşadığın müddetçe herşeyi yapabiliyorsun zengin olmak için. İster paranı yiyorsun, ister biriktiriyorsun, ister işini büyütüyorsun, ne istersen yapıyorsun ama zenginliğini kimseye bırakamıyorsun. Öldüğünde sahip olduğun herşey kamuya dönüyor. Bu durum senin hayata bakışını, tutunuşunu, çabanı, vs. nasıl etkilerdi, ülkeyi/dünyayı nasıl etkilerdi onu arıyorum.

Mesela, kimse gereğinden fazla mülk edinmezdi, ihtiyacından fazla para kazanmaya çaba göstermezdi, çok kazanan olan bugünkünden kat be kat fazla harcardı, harcayabilmek için kendine daha çok zaman ayırırdı, daha erken çalışmayı bırakırdı, daha hayırsever olurdu, ekonomik aktıvite daha az olurdu, daha az vergi toplanırdı, bunun karşılığında işletmeler kamuya kalırdı, bu belki vergi toplamaktan daha verimli olurdu, kamu herkese barınma, eğitim sağlık hizmetini bedavaya en üst düzeyde sağlamak zorunda olurdu vs. vs.

Bunlar ilk ağızda aklıma gelenler ama tüm bunların düzeyi, etkileşimi, sonucu için çok düşünmek lazım. Bir model kuramam, kurabilsem Karl Marx olurdum ama fikirleri merak ediyorum. Katılırsanız eğlenceli olabilir. Atalım tutalım.



Kapitalizmin motoru ölürdü. Çünkü insanoğlu yaptığı işin anlamsızlığına uyandığında "çocuklarım için yapıyorum" diyerek yeniden Matrix'e atıyor kendini d.gif Eşek yerine çalıştıracak küçük insanları bulamaz, ucuza çalıştıramaz, dolayısıyla onların emeği üzerinden kar edemezdin. Çocuklarına bakma kaygısı taşımayan adam eblek eblek çalışmazdı. Aylaklığa Övgü (Bertnard Russell) olurdu. Belki avcı-toplayıcılığa dönerdik d.gif

Diyelim mekanizma bozulmadı, o zaman her şey çok şahane olmazdı. Komunist rejimlerdeki gibi bürokrasi sultası kurulur, miras yoluyla yapılamayan parti içi hiyerarşi yoluyla yapılır, mülkün kontrolü babalardan oğullara geçerdi. Dediklerin Sovyetlerde nasıl olmadıysa, yine olmazdı. Çünkü işin içinde insan var. Biz böcek değil, memeliyiz; yani sürünün içerisinde illa ki güden ve güdülenler olacak.
özkan
Benim ilk aklıma yetişkin ve iş sahibi olmayan çocuklar geldi. Bunlara ne olacak. Bunlarıda mı devlete bırakacağız ? Yoksa evsiz işsiz ortalıkla mı dolaşacaklar ? Vahşi Batı bile cennet kalır bunun yanında kasi.gif
plasenta
Hop Qelo bey, kestirmecilik yapmayalım. Sovyetler kötü örnek. Birincisi modelimiz, o değil. İkincisi orada devrim yapanlar işin büyüklüğünün farkında değillerdi. Planları yoktu. Mülkiyeti öldürdüler, halka inemediler, ara bir sınıf yaratıp, babadan oğula güç ticareti yaptılar. Onlar beceremediyse onları sorunu. Norveç bugün yapmak isterse yapabilir, pekala. Hem de adam gibi yapar. Özellikle "devlet" kelimesi kullanmadım bu arada.

Aylaklık karakterimdir, Russell'i okumasam da aylaklığın kitabını yazabilirim. İyi bişeydir aylaklık. Bırakacak kimsesi olmadığı, hatta evli bile olmadığı halde köpek gibi tırmalayan, çalışan, kazanan bir sürü adam var. Güç çoğu zaman paradan önemli. Güç ve para arasında tavuk/yumurta ilişkisi olduğunu da unutmayıp, çok fazla açılmak istemem bu konuda. İKEA'nın sahibi de bir başka örnek, hiç kapitalist değil, kendine araba bile almıyor, çocuğu var mıdır bilmem. Çocuğu olup, malını vakıflara bırakanlar da var. İnsan çeşit çeşit. Benim yetişkin çocuğum var, hayatımın tek saniyesinde şuna bişey bırakayım diye düşünmedim, işim de öyle bir iş değildi. Benim babam da düşünmedi, bırakmadı zaten, işi müsait olduğu halde. "Çocuklarım için yapıyorum" tezine pek katılmıyorum, bazılarının bahanesi olabilir. Ayrıca bu tür insan (kapital sahibi) yüzde kaç ki. Büyük çoğunluk (neredeyse herkes) başka kaygılarla yaşıyor.

Özkan bey size gelince, tek derdimiz değişim anı değil. Daha derin bakıyoruz geleceğin içine. Yukarıda, kamu barınma, sağlık, eğitim işini üstlenmek zorunda kalabilir dedim zaten, hatta öyle olmalı. 3 unsurun 2'si zaten bir sürü ülkede zaten bedava. Bakarsınız sistem böyle olunca boşta gezer yetişkin çocuk kalmaz zaman içinde kirp.gif

Ayrıca bir sürü pratik engel var. Arnavutluk veya Güney Kore gibi izole olmadıkça çok büyük zorlukları var bu işin. Mesela mülkiyet şirketlere ait olur, hisselerini satarsın. Mülkünü yabancıya satarsın, o istediğini yapar, vs. vs.

Daha 1. dakikada herşeye itiraz etmek de istemiyorum utangac.gif
Tortured_Fragile_Mind
Detaya girecek kafa yok şu anda ama şu andakinden daha iyi bir ortam olacağını sanmıyorum. Yarı komünizm gibi olmuş, hafif kapitalizm fırça darbeleri de var smile.gif

İlk akla gelen üretim ve daha iyiye gitme güdüsünü ciddi şekilde köreltir. Sonuçta Bill Gates ya da X kişi de öleceğini ne fazla 25-30 yılı olduğunu biliyor ama it gibi çalışıp üretiyor. Bunda da insanın manen dünyasında yatan "sürekli olma" eğilimi var. Ürettiğinin kendi doğrultusunda gideceği düşüncesi motive ediyor.

Aylaklık etmek hak ama aylaklık ederek hak istemek farklı bence. Burada bu noktaya takılıyoruz gibi. Ürettiğimi özgürce idame etme hakkımın elinden alınmasına girmiyorum. Mesela aylaklık edenleri bir yere izole etmek daha iyi çözüm olabilir hahaha.gif
Murat
İlginç bir soru bu.

Ailesinin zar zor okuttuğu ve bir şey bırak(a)madığı, sonra sıfırdan başlayıp tırnaklarıyla kazıya kazıya bir noktay kadar gelebilmiş birisine, çok sevdiğin çocuğuna hiç bir şey bırakmamanın aslında doğru bir yaşam tarzı olacağını anlatabilmek çok zor olsa gerek. İnsan çok fazla sayıda zaafları olan bir varlık. Kiminin zaafları hayatını en iyi şekilde yaşamaya yönlendirebiliri kiminin zaafları çocuklarına bir şeyler bırakabilmek için köpekler gibi çalışmaya. Hangisi doğru bilmiyorum ben. Alt tarafı ben de kendi zaafları tarafından yönlendirilen bir insanım işte.

Yukarıdaki soruda tarif edilen durum herhalde müthiş bir bireysellik, bencillik yaratırdı. İleriyi düşünmeyen ve bugününü en iyi şekilde yaşamaya çalışan bir toplum. Çocuklarına bir şey bırakamayacak olan kamuya bırakmak ister mi ki? Şu anda bile vergi vermemek için elli takla atılan bir dünyada yaşıyoruz. Çocuklara bir şey kalmayacaksa, başkası mı yesin der herkes bence.

Dolayısıyla esas tüketim toplumunu o zaman görürdük herhalde. Belki hiç ekonomik kriz yaşanmazdı. Yok, yok o zaman tasarruf olmayacağı için yatırım falan da olmazdı. Bu durumda istihdam da zor olurdu. Karışık bir iş. Paraya bile ihtiyaç olmazdı belki. O halde para öncesi takas dönemi gibi. Muhtemelen oldukça kaotik bir ortam ve savaşlar olurdu. Bencilleşen ve "yarından bana ne ulan" diye düşünen insanlar, gününü daha iyi yaşayabilmek için gidip diğerlerinin elindekini de zorla almaya çalışırdı sanırım.
Qelebex
plaso bey, seni 4 yaşında kreşe verip 22 yaşına kadar beynini akça pakça ettiklerinin farkındasındır sanıyorum d.gif Yaşadığımız hayat, şartlandırılmalarımızla algıladıklarımızdan ibaret. Her bir şartlanmamızdan kurtulduğumuzda yeni bir "enlightment" oluyor. Başa doğru mesafe alabildikçe ilerlemiş oluyoruz.

Mahalle baskısı ya da toplumsal öğreti olarak adlandırılan bir şey var. Çarkın içinde koşan hamsterın bilinçsizliğinde debeleniyor insanlar. Çalışmayan insanı toplum başaramamış, yetersiz, iktidarsız olarak etiketliyor. Kimse bu tür bir etkileşimin tarafı olmak istemez. Diğer taraftan bu çalışma algısı da tuhaf bişey; kendine etiketi kondurabildiğinde ve geçimini sağlayabiliyorsan aylak değil işadamı oluyorsun. Bizim ankaradaki ofisin mülk sahibi vardı, adam "muhasebeci" idi, oysa yaptığı tek işi 5 adet gayrımenkulünün kiralarını banka hesabından çekmekti hahaha.gif 2004 parasıyla 7,500T-TL. Bunu "çalışarak" anca ortaboy işletmelerin genel müdürleri kazanır. Bir de 2. Dünya Savaşında yahudilere eziyet eden yahudi güvenlik görevlileri gibi kendilerini sosyal piramitte yukarıda görürler.

Zenginler ve kadınlar çalışmaz, bu çok normaldir. Erkek dediğinse çalışır, çalışmaya ihtiyacı olmasa da. Başka türlüsünü bilmez çünkü, o kadar boş vakti olursa da ne edeceğini bilemez; ve de ayıptır çalışmamak. Eskinin aristokratları aylaklığın hakkını verirdi ama. 9 tane dil bilir, sanat öğrenirlerdi.

Yalnız nasıl oluyorsa, çalışmak bu kadar kutsal iken, hayatta ürettiği tek iş kocasının/babasının parasını yemek olan uzun bacaklı abla, bir otele gittiğinde onun bavullarını taşıyan komiden de, o otelin genel müdüründen de daha çok saygı görür. Çünkü o kız isterse senin ağzına sıçar, hayatınla oynar. Maaşlı çalışan birisi ise en nihayetinde beslemedir. İnsanoğlunun en derinindeki ormanda yaşayan memeli hayvan bunu bütün çıplaklığı ile görür ve ona göre davranır.
plasenta
QUOTE (Qelebex @ Oct 7 2009, 12:53 ) *
plaso bey, seni 4 yaşında kreşe verip 22 yaşına kadar beynini akça pakça ettiklerinin farkındasındır sanıyorum d.gif
......

Beni karıştırma, bir kere hiç teslim olmadım. 5 yaşında 1 hafta içinde Ayşe Abla'dan kovuldum ben. Gökdelen inşaatı seyrederek geçti o yaşlarım, evde tutulamadığım için. Tasmayla dolaştırdılar beni. 6 sene lise okudum. Akça pakçaymış. amigo.gif

Çalışmayalım demiyorum zaten, nasıl çalışırdık onu merak ediyorum. Baba'dan kalmıyorsa istediklerin için çalışacaksın. Herkesin zaten çalıştığı gibi, hatta bugün çalışmak zorunda olmayanlar da çalışacak. Bugün fazla ve büyük ölçekte çalışanlar, o gün, ihtiyaç fazlasını yapmayacak büyük ihtimal ile.

QUOTE
Dolayısıyla esas tüketim toplumunu o zaman görürdük herhalde. Belki hiç ekonomik kriz yaşanmazdı. Yok, yok o zaman tasarruf olmayacağı için yatırım falan da olmazdı. Bu durumda istihdam da zor olurdu. Karışık bir iş. Paraya bile ihtiyaç olmazdı belki. O halde para öncesi takas dönemi gibi. Muhtemelen oldukça kaotik bir ortam ve savaşlar olurdu. Bencilleşen ve "yarından bana ne ulan" diye düşünen insanlar, gününü daha iyi yaşayabilmek için gidip diğerlerinin elindekini de zorla almaya çalışırdı sanırım.


Murat'ın ikilemi hoşuma gitti. Vergi toplamak mı iyi, yoksa herşeyin kamuya kalması mı gibi. Belki büyük tasarruf olmaz ama acayip bir multiplier effect olur? belki tasarruftan daha iyi olur. Burasını bilemiyorum işte.

Sonuç olarak Maserati'ye binmek istiyorsan, yatın olsun istiyorsan yine averajın çok üzerinde çalışman lazım. Bu çalışma konusunun daha önemli olacağını sanıyorum.
Qelebex
QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 13:20 ) *
Sonuç olarak Maserati'ye binmek istiyorsan, yatın olsun istiyorsan yine averajın çok üzerinde çalışman lazım. Bu çalışma konusunun daha önemli olacağını sanıyorum.


Direk bu noktaya itiraz ediyorum ben. "Çalışırsan zengin olursun" toprak ağalarının geniş kitlelere öğretisi. Siz çalışacaksınız ki onlar yan gelip yatabilsin, hayat onların çalışmasına ihtiyaç duymadan dönebilsin. Zaten bu öğretiye kapılarak çalışıyorsun, sonra da şık bir araba, küçük bir tekne (hahaha.gif ) alınca kendini zengin sanıyorsun. Adam karpuz bostanını teminat gösterip aldığı krediye işhanı dikiyor o bostanın üstüne, sen Krasnodar benim, Astana senin dolaşarak yaklaşamıyorsun adamın gelirine d.gif Bunun tek alternatifi ticarettir, çok çalışmak falan değil. Ben 24 saat hamallık yaparak zengin olan görmedim. 2 sene hamallık yaparak kazandığı parayı tefecilikte kullanıp zengin olan olmuştur ama.

Maseratiye binmek isteme, göt gibi kalsınlar. Herşey şartlanmalarından ibaret. Şartlanmalarını gözden geçir.
Qelebex
Bertnard Russell'ın Aylaklığa Övgü denemesinde böyle bir model vardır:

Farzedelim dünyanın belirli sayıda ataça ihtiyacı var. Sonra birisi bir teknoloji icat ediyor ve yarı zamanda aynı sayıda ataç üretilebilir hale geliyor. Normali çalışma saatini 8den 4'e düşürüp çift vardiya yapmaktır değil mi? Böyle olmuyor. Çalışan yine sekiz saat çalışıp, çalışanların diğer yarısı işsiz bırakılıyor. çalışan arzı fazlalaştırılıp ücretler düşürülüyor.

İnsanlar çalışmaya şartlandırılıp boş zamanlarında ne yapacağını bilemez hale getiriliyorlar. Sıkıntıdan kurtulmak için çalışmak istiyorlar. İşleri hayatları haline geliyor.
plasenta
QUOTE (Qelebex @ Oct 7 2009, 13:30 ) *
Maseratiye binmek isteme, göt gibi kalsınlar. Herşey şartlanmalarından ibaret. Şartlanmalarını gözden geçir.

İstemiyorum zaten, seçimimi öbüründen yana yaptım, boş zaman kaygım da ortadan kalktı.

Russell'a bu konuda katılamayacağım. Ben aylaklığın tembellik olmadığını düşünüyorum. Kendine iş yaratır onunla uğraşır aylak, ama kendi istediği işi yaratır. Yorgun bile düşersin aylak aylak bişiler ile uğraşırken, zevk de alırsın.
plasenta
QUOTE (Qelebex @ Oct 7 2009, 13:30 ) *
Adam karpuz bostanını teminat gösterip aldığı krediye işhanı dikiyor o bostanın üstüne, sen Krasnodar benim, Astana senin dolaşarak yaklaşamıyorsun adamın gelirine d.gif Bunun tek alternatifi ticarettir, çok çalışmak falan değil. Ben 24 saat hamallık yaparak zengin olan görmedim. 2 sene hamallık yaparak kazandığı parayı tefecilikte kullanıp zengin olan olmuştur ama.

Buna sonuna kadar katılıyorum. Yalnız bu farklı bir insan türü, herkes öyle olamaz. Dolayısı ile biz diyar diyar dolaşıp kendimizce yeteni yapacağız. Ayrıca, birinin başlangıç olarak bir karpuz bostanı var (babası sağolsun), öteki farklı bir ahlaktan.
Bunun en iyi model olmadığı konusunda da hemfikiriz herhalde. kasi.gif
Qelebex
QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 13:45 ) *
Russell'a bu konuda katılamayacağım. Ben aylaklığın tembellik olmadığını düşünüyorum. Kendine iş yaratır onunla uğraşır aylak, ama kendi istediği işi yaratır. Yorgun bile düşersin aylak aylak bişiler ile uğraşırken, zevk de alırsın.


Russell senin dediğini diyor zaten. Senin o denemeyi hiç okumamış olman garip kasi.gif
plasenta
QUOTE (Qelebex @ Oct 7 2009, 14:00 ) *
Russell senin dediğini diyor zaten. Senin o denemeyi hiç okumamış olman garip kasi.gif

Hemen okuyacağım. Bu aylak/tembel konusunu bir yerde okumuştum, yıllar oldu. Pek hoşuma gitmişti.

Ben de sana Bunuel'in "son nefesimde" adlı yarı biyografisini tavsiye edeyim. Onun prolog'unda "bellek" denemesi vardı. "Belleksiz olsak nasıl olurdu" konusunu işlemiş. Orası çok güzeldi.
Qelebex
QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 14:03 ) *
Hemen okuyacağım. Bu aylak/tembel konusunu bir yerde okumuştum, yıllar oldu. Pek hoşuma gitmişti.


Onu okumuşsun smile.gif

1932 yılında görmüş adam geleni. Garibim Sovyetlerin farklı olacağını sanmış.
plasenta
Senin için bunuel+bellek yazıp aradım. İlk gelen link'de bak ne çıktı. lol.gif

http://www.solfasol.org/?tag=kriz
Murat
QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 13:20 ) *
...
Sonuç olarak Maserati'ye binmek istiyorsan, yatın olsun istiyorsan yine averajın çok üzerinde çalışman lazım. Bu çalışma konusunun daha önemli olacağını sanıyorum.


Ben de böyle düşünmeye başlamıştım (şartlanma mıdır, yoksa o sırada pencereden dışarı mı baktım bilmiyorum artık d.gif ) ama sonra kafam karıştı.

Madem ki çocuklara bir şey bırakılmayacak, o zaman kim, neden Maserati fabrikası kurup, üretim yapmak için yatırım yapar? Onun yerine koca otomobil fabrikasına yatırılacak ve yıllarca sonra geri dönüşü alınacak parayla dünya turuna çıkmayı tercih eder belki adam. Dünya turunu yapacak araç da bulamaybilir tabii aynı sebeple. O yüzden belki o parayı (parayı nereden kazandı diye sormayın artık) kendi zaaflarınca başka türlü değerlendirir.

Çok alışmışız herhalde bu düzene, çabuk çabukl düşününce açmaza giriyorum. d.gif
plasenta
QUOTE (Murat @ Oct 7 2009, 14:19 ) *
Ben de böyle düşünmeye başlamıştım (şartlanma mıdır, yoksa o sırada pencereden dışarı mı baktım bilmiyorum artık d.gif ) ama sonra kafam karıştı.

Madem ki çocuklara bir şey bırakılmayacak, o zaman kim, neden Maserati fabrikası kurup, üretim yapmak için yatırım yapar? Onun yerine koca otomobil fabrikasına yatırılacak ve yıllarca sonra geri dönüşü alınacak parayla dünya turuna çıkmayı tercih eder belki adam. Dünya turunu yapacak araç da bulamaybilir tabii aynı sebeple. O yüzden belki o parayı (parayı nereden kazandı diye sormayın artık) kendi zaaflarınca başka türlü değerlendirir.

Çok alışmışız herhalde bu düzene, çabuk çabukl düşününce açmaza giriyorum. d.gif

İşte eski üretim modelinde bir atelye'de Rolls Royce'u elle yapıyorsun, talep oldukça, belki ona dönülür. Hoş Maserati de yakın geçmişe kadar öyleydi ya.
SINO
QUOTE (Qelebex @ Oct 7 2009, 14:06 ) *
Onu okumuşsun smile.gif

1932 yılında görmüş adam geleni. Garibim Sovyetlerin farklı olacağını sanmış.


Çok büyük adam çok.

Modele gelince en büyük açmaz Murat Abi'nin söyledigi, kimse özel teşebbüs açmaz cocuguna birakamayacagi kendisinden sonra kimin devam ettirecegini bilemeyecegi bir işletme kurma yerine cocuguna en iyi egitimi vermeye calisir, orta vadede butun isletmeler de devletin olur.

Ahmet Abi ogluna hicbirsey birakmak gibi kayigisi olmasa onu özel üniversitede okutmazdi, yuksek hayat standartinda da yasatmazdi. ( bugunku mesajlardan anladigim memo lüks araba istemis kavga etmisler hahaha.gif )

Ahmet Abi'nin babasinin durumu farkli, cocugunu bile yeteri kadar sevemeyecek kadar egoistlerden o. Benimki de öyle, "babam bana ceket bile birakmadi" der dururdu. Emniyet Müdürü adam ne birakicaktiysa smile.gif
haluk
QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 11:26 ) *
Hop Qelo bey, kestirmecilik yapmayalım. Sovyetler kötü örnek. Birincisi modelimiz, o değil. İkincisi orada devrim yapanlar işin büyüklüğünün farkında değillerdi. Planları yoktu. Mülkiyeti öldürdüler, halka inemediler, ara bir sınıf yaratıp, babadan oğula güç ticareti yaptılar. Onlar beceremediyse onları sorunu. Norveç bugün yapmak isterse yapabilir, pekala. Hem de adam gibi yapar. Özellikle "devlet" kelimesi kullanmadım bu arada.

Aylaklık karakterimdir, Russell'i okumasam da aylaklığın kitabını yazabilirim. İyi bişeydir aylaklık. Bırakacak kimsesi olmadığı, hatta evli bile olmadığı halde köpek gibi tırmalayan, çalışan, kazanan bir sürü adam var. Güç çoğu zaman paradan önemli. Güç ve para arasında tavuk/yumurta ilişkisi olduğunu da unutmayıp, çok fazla açılmak istemem bu konuda. İKEA'nın sahibi de bir başka örnek, hiç kapitalist değil, kendine araba bile almıyor, çocuğu var mıdır bilmem. Çocuğu olup, malını vakıflara bırakanlar da var. İnsan çeşit çeşit. Benim yetişkin çocuğum var, hayatımın tek saniyesinde şuna bişey bırakayım diye düşünmedim, işim de öyle bir iş değildi. Benim babam da düşünmedi, bırakmadı zaten, işi müsait olduğu halde. "Çocuklarım için yapıyorum" tezine pek katılmıyorum, bazılarının bahanesi olabilir. Ayrıca bu tür insan (kapital sahibi) yüzde kaç ki. Büyük çoğunluk (neredeyse herkes) başka kaygılarla yaşıyor.

Özkan bey size gelince, tek derdimiz değişim anı değil. Daha derin bakıyoruz geleceğin içine. Yukarıda, kamu barınma, sağlık, eğitim işini üstlenmek zorunda kalabilir dedim zaten, hatta öyle olmalı. 3 unsurun 2'si zaten bir sürü ülkede zaten bedava. Bakarsınız sistem böyle olunca boşta gezer yetişkin çocuk kalmaz zaman içinde kirp.gif

Ayrıca bir sürü pratik engel var. Arnavutluk veya Güney Kore gibi izole olmadıkça çok büyük zorlukları var bu işin. Mesela mülkiyet şirketlere ait olur, hisselerini satarsın. Mülkünü yabancıya satarsın, o istediğini yapar, vs. vs.

Daha 1. dakikada herşeye itiraz etmek de istemiyorum utangac.gif


karakteri aylaklik olani cok severim capkin.gif

babam bana ve biradere isini birakmak istedi, birader gitti turizmci oldu.
ben devlet guzel sanatlar akademisinden ressam olarak ciktim, bes kurus parasiz.
yillarca resim yapip sattim, surunduk tabiki smile.gif
33 yasimda ilk isime girdim, bir reklam firmasinda art direktor olarak.
omrunde calismamis birine, yani bana verilen lutuftu bu aslinda art direktorluk.
ama ben nankorluk yaptim, iki sene calistim, anam bellendi ve ayrildim.
baska ulkelere gittim, oralarda falan calistim kacak olarak bir suru boktan iste.

sonunda amerikaya geldim, ve simdi calisiyorum ama sabah 9, aksam 5.
fazlasini kaldiramam, isim rahat, emrimde calisan insanlar var.
beni el ustunde tuuyorlar cunku alanimda iyi birisini bulmak zor (sanat iside degil
onuda soyliyeyim, dna ler, morfoloji falan, okula gitmedim bu konuda ama ansiklopedi
gibiyimdir ayiptir soylemesi)
yakindada emekli olacagim, erken emekli.
atolyem var, orada sanat islerimi yapiyorum keyfe keder, sergi falan aciyorum arada, karpuz sergisi
misali, yakinda turkiyedede acacagim.

cocugum yok, istemedim, kimseyede bir bok birakmiyacagim zaten.
zaten para biriktirmedim omrumde.
pederden para kalmasa ev alacagimda yoktu ama sagolsun iyi para biriktirmis peder
bey, baba diye ben buna derim.
plasenta
QUOTE (SINO @ Oct 7 2009, 16:28 ) *
Ahmet Abi ogluna hicbirsey birakmak gibi kayigisi olmasa onu özel üniversitede okutmazdi, yuksek hayat standartinda da yasatmazdi. ( bugunku mesajlardan anladigim memo lüks araba istemis kavga etmisler hahaha.gif )

Ahmet Abi'nin babasinin durumu farkli, cocugunu bile yeteri kadar sevemeyecek kadar egoistlerden o. Benimki de öyle, "babam bana ceket bile birakmadi" der dururdu. Emniyet Müdürü adam ne birakicaktiysa smile.gif

Alakası yok. Ben sadece yapmam gerekeni, yapabileceğimi yapıyorum oğlum için. Gereğinden fazla değil. Arabası da benim o yaştaki Anadol'umdan iyi. Zaten söylediğim de bu? Varlığımızı bir sonraki nesle aktaramasak, yeterinden fazlasını yapar mıydık. Öyle günde 3 saat çabalayıp temel gereksinimleri karşılamak, geri kalan zamanı kendime ayırmak gibi bir derdim de yok. Temel gereksinim beni kesmez, elbet istediğim başka şeyler var. Hatta biraz daha uğraşıp bir de şunu yapsaymışım dediğim oluyor. Bunun tüketme ile de alakası yok. Yaşamımla ilgili.

Benim babam benim gibiydi, hiç şikayetim yok.
Qelebex
QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 17:10 ) *
Varlığımızı bir sonraki nesle aktaramasak, yeterinden fazlasını yapar mıydık.


Mustafa Kemal'in tutkusunu açıklamıyor bu. Benim İstanbul Belediye Başkanı olmak istememi falan da açıklamıyor mesela d.gif Bal tutup parmağımı yalama derdinde değilim ki? Ne dert alıcam dertsiz başıma kasi.gif Ya da İzmir'i görkemli bir akdeniz şehrine dönüştürmek istemek falan boş işler bunlar. TFF Başkanı da olmak istiyorum kral.gif
Murat
QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 17:10 ) *
Alakası yok. Ben sadece yapmam gerekeni, yapabileceğimi yapıyorum oğlum için. Gereğinden fazla değil. Arabası da benim o yaştaki Anadol'umdan iyi. Zaten söylediğim de bu? Varlığımızı bir sonraki nesle aktaramasak, yeterinden fazlasını yapar mıydık. Öyle günde 3 saat çabalayıp temel gereksinimleri karşılamak, geri kalan zamanı kendime ayırmak gibi bir derdim de yok. Temel gereksinim beni kesmez, elbet istediğim başka şeyler var. Hatta biraz daha uğraşıp bir de şunu yapsaymışım dediğim oluyor. Bunun tüketme ile de alakası yok. Yaşamımla ilgili.

Benim babam benim gibiydi, hiç şikayetim yok.


Temel gereksinim beni de kesmez tabii, kafayı çizerim.

Ama "varlığımızı bir sonraki nesile aktaramayacaksam, yeterinden fazlasını yapar mıydık?" sorusunda yine takıldım. Yeterinden fazlasını yaparsam ne olayım öyle bir durumda da, yeteri nedir acaba? Herkese göre farklılık gösterebilir.

Örneğin benim bir çocuğum var, ikinci de yolda. Sistem böyle ise onları da kendi başlarının çaresine bakmaları için sokağa salabilirim ve kendi hayatıma ve hobilerime yetecek kadar çalışabilirim. Bu bir alternatif elbette ama ben asla böyle yapamam. Hiç bir şey bırakamayacak bile olsam, onların düzgün bir hayat geçirebilmeleri için onlara eğitim vb gibi yatırım yaparım ve onlara yatıracağımın da yeterinin ne olduğunu hiç bilemem.

Benim gibi çocuklarına yatırım yapmakla kafayı çizecek başka adamlar da olacaktır. Belki varlık devri olmayacağı için sabit kıymetlere vs yatırım olmaz, herkes devletin kiracısı olur, iş kurmaz devlet teşebbüslerinde maaşlı olarak çalışır ya da çok yatırım gerektirmeyen işlerde çalışır. Çocuklara yapılan yatırım, onların yarışta öne geçip devlet teşekküllerinde iyi bir iş bulmalarını sağlamaya yönelik eğitimler vb gibi olabilir. Kimse bir şey biriktirmez, harcama toplumu olur kısacası.

SINO
QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 17:10 ) *
Alakası yok. Ben sadece yapmam gerekeni, yapabileceğimi yapıyorum oğlum için. Gereğinden fazla değil. Arabası da benim o yaştaki Anadol'umdan iyi. Zaten söylediğim de bu? Varlığımızı bir sonraki nesle aktaramasak, yeterinden fazlasını yapar mıydık. Öyle günde 3 saat çabalayıp temel gereksinimleri karşılamak, geri kalan zamanı kendime ayırmak gibi bir derdim de yok. Temel gereksinim beni kesmez, elbet istediğim başka şeyler var. Hatta biraz daha uğraşıp bir de şunu yapsaymışım dediğim oluyor. Bunun tüketme ile de alakası yok. Yaşamımla ilgili.

Benim babam benim gibiydi, hiç şikayetim yok.


O zaman sinifta kalmis hahaha.gif

Şaka bir yana gerektigi kadarin ne olduguna hangi objektif kriterlere göre karar verilebilir ki veya kim karar verecek?

Kimine göre Anadoldan iyi arabaya bindirip kaliteli egitim vermek iyidir cocugu icin kimine gore carkin dondugu bir isletme birakmak.
plasenta
Sino konuyu dağıtıyorsun. Herkesin farklı bir "yeteri kadarı" olur tabii, bunun tartışacak nesi var. Herkes kendi sübjektif yeteri kadarının kararını verir. Kime ne. Herkes kaç çocuk bakacağına da kendi karar verir. ST Denk yaşamak isteyen çocuk falan yapmaz. onun kararını da kendi verir. Bunların hepsi sanki standart olmazsa olmazmış gibi kabul edip bir yere varamayız. Laf yetiştirme, git kararların üzerine yoğunlaş. Sen neler istersin kendine, çocukların için yapman gereken nedir, kaç çocuğa yetişebilirsin vs. vs. hahaha.gif belki devletin kiracısı olarak bunlara yetemezsin, gecikmeden kazık çakmaya başlamalısın, belki yeni makina ihtiyacın olur. kirp.gif Karizmadan, görüntüden kaybeden olabilir, zaafı kadınlarsa mecbur Maserati'yi alacak, di mi?
SINO
Onu diyorum ya isteyen de cocuguna miras birakir, isteyen catir catir yer, zaten simdiki sistem böyle Abi.

Kölelik sistemi, bin yillar gectikce gelişmiş, insanlari "kendi istekleriyle, dogasi geregi" calistiklarina ikna etmenin en verimli yol oldugunu tespit etmiş. Bu tekere çomak sokma lüksü ancak refah toplumlarında var, zaten Avrupa'da da soyledigin sistem hemen hemen gecerli, cocuklari 18 yasinda bilemedin universiteden sonra saliyorlar sokaga, onlar da imkanlar yuksek oldugu icin hayatta kaliyor.

Ömürler uzun, Anne baba ölene kadar cocuklar ekonomik özgürlüklerini elde etmiş oluyorlar, emeklilik dönemi uzun süren ebeveynler de gezerek tozarak birikimlerini bitirmeye calisiyorlar.

Babanin 65-70 yasinda ölene kadar calistigi uc jenerasyonun bir arada yasamaya mecbur oldugu sartlarda senin sistemi nasil uygulayacaksin?

ps: Ayrica atip tutalim demedin mi sen. Konuyu dagitmayacagiz da ne yapacagiz..
hutku
QUOTE (plasenta @ Oct 7 2009, 17:10 ) *
Benim babam benim gibiydi, hiç şikayetim yok.

Bir gözü çaktırmadan üstündeydi..Senin de çocuğunda,yeme bizi şimdi. hahaha.gif

Mevzunun özeti..Gerçek sosyalizm gelecek,dertler bitecek..Az sonraaa! ayip.gif
epeci
QUOTE (Qelebex @ Oct 7 2009, 11:53 ) *
Yalnız nasıl oluyorsa, çalışmak bu kadar kutsal iken, hayatta ürettiği tek iş kocasının/babasının parasını yemek olan uzun bacaklı abla, bir otele gittiğinde onun bavullarını taşıyan komiden de, o otelin genel müdüründen de daha çok saygı görür. Çünkü o kız isterse senin ağzına sıçar, hayatınla oynar. Maaşlı çalışan birisi ise en nihayetinde beslemedir. İnsanoğlunun en derinindeki ormanda yaşayan memeli hayvan bunu bütün çıplaklığı ile görür ve ona göre davranır.

ne zamandir soracagim soramiyorum. abi senin kadinlarla alip veremedigin nedir?

seytani.gif
epeci
konuyu begenmedim. cok soyut olmus. oyle olsaydi boyle olsaydi. plasenta harikalar diyarinda...
Qelebex
QUOTE (epeci @ Oct 7 2009, 21:51 ) *
ne zamandir soracagim soramiyorum. abi senin kadinlarla alip veremedigin nedir?

seytani.gif


Hasetlik hahaha.gif kıskanıyorum haspaları
plasenta
Herhalde bitti. Baktım yukarıdan aşağıya kayda değer şunları gördüm.

Qelo 1. insanın yaptığı işe böyle anlam katabildiğini; 2 bu kaygı olmasa çalışmayacağını yazmış. Kapitalizmin motoru ölürmüş.

TFM, insanın üretme ve iyiye gitme güdüsünün köreleceğini düşünmüş.

Murat 2'ye ayırmış insanları. Kendine yaşayanlar ve çocuklarına yaşayanlar. Tasarruf olmazdı, yatırım olmazdı demiş. Bencilleşeceğini düşünmüş insanın. İkinci postunda "çocuklara bişey bırakmaya" odaklanıp, yoksa niye "Maserati fabrikası kursun" demiş.

Qelo, Mustafa Kemal'in tutkusuna gelmiş. TFF başkanı olmak istyormuş.

Ben ne düşündüm onu yazayım. Sizin yazdıklarınızı da düşündüm arada tabii.

1. İnsanların çocukları için birşeyler yapmak istemesi anlaşılır ama kimse çocukları için Rockefeller olmaz. O apayrı bir dürtü. Daha önce de yazdığım gibi kimsesi olmayan, olduğu halde varlığını vakıflara bırakan bir sürü süper zengin vardır. Ben paranın bokunu çıkaran herkesin ya mucit ya güç peşinde olduğunu düşünüyorum.

2. Şu yatırırm konusunun abartıldığı hissine kapıldım. Toplumun yüzde kaçı yaatırımcı ki? Neredeyse herkes yaşamak için çalışıyor. Kimi kanaatkar, kimi iyi yaşamak istiyor, kimi bencil, kimi aileye düşkün, kimi tutumlu, kimi müsrif. Bir kısmı eminim çocuğu için kenara birşeyler de koymak istiyor ama esas kaygısı kendi geleceği. Sanırım "insan" dediğimizde aklımıza önce kendimiz gelmeli, yatırımcılar değil. Kaç kişi ki bu ibneler.

3. Yatırım olmaz deniyor. Niye olmasın anlamadım. Yatırımcılar da normal insan. Kimisi babadan alıyor işi, devam edip gidiyor, işler iyiyse. Sıfırdan başlayanların hırsları var muhakkak. Güç istiyor, kendini kanıtlamak istiyor, belki de geçinemiyor ve genellikle tek bildiği iş neyse onunla başlıyor. Aslında pek seçeneği yok. Ya Ali'nin yanında çalışacak, ya da hürriyetinin peşinde koşup Ali'ye rakip olacak. Niye futbola bu kadar para akıtılıyor, niye hergün milyonlarca ton içki içiliyor, niye Maserati alınıyor, niye Rolex takmak istiyorlar, niye moda var,...vs..vs. Bunların kişisel zevk ve hırs dışında hiçbir nedeni yok. Aslında herşeyi kendimiz için yapıyoruz. Biz bunları yaptıkça, birileri üretecek. Çünkü üreten de öyle kazanıyor hayatını başlangıçta, sonra işini iyi yapıyor, parası ve gücü oluyor. Yani buzdolabına ihtiyacımız olacak ama zenginlik gelecek nesile aktarılmadığı için üretilmeyecek ve bulamayacağız öylemi? Zor be. Karlı olduğu müddetçe üretilir.

Kanımca bu "çocuklar için" bir masal. Belki Freud haklı. Belki herşey Zsa Zsa Gabor içindi. hahaha.gif

Maslow'da böyle düşünüyor, "ne yapıyorsak başımıza buyruk olabilmek için" diyor.

edit: Unutmuşum, Sino'nun çok haklı olduğu gibi zaten artık toplumun %99'u böyle yaşıyor, Kimsenin ileriye aktaracak bir zengiliği yok. Zaten öldüğünde çocukların kendini kurtarmış oluyor. Sen ölmeden evini satmış, condo'ya geçmiş, evin parasını bile yemiş oluyorsun.
Qelebex
Benim söylediklerimle alakası yok bunların.

Bir kere "bir işte çalışmama"nın tersi tembellik değil aylaklık. Mesela ben 1999 senesinde bir ay gecemi gündüzüme katarak Championship Manager oyununu editleyerek Belçika Ligi'ni Türkiye Ligi haline getirip bunu internete koyduğumda, daha sonra da başkaları da kendi liglerini yapabilsinler diye buna nasıl yaptığımı anlatan bir kılavuzu eklediğimde kendim için ekonomik değeri olan bir iş yapmadım, yani çalışmadım. Paylaşmak belki de biraz takdir edilmek motivasyonlu bir hareketti. Ama önce tabii ki kendim oynamak için uğraştım yaptım.

Aylaklık bu işte. Saat 9'daki mesaine yetişmek için 6:30'da kalkmak zorunda olmasan, uykunu almak için 10:30'da uykuya dalmak zorunda olmasan, eve akşam 8'de ulaşıyor olmasan ve haftaiçi hayatın 2,5 saatten fazla olsa, eve geldiğinde televizyon karşısında yığılmanın ötesinde birşey yapabilecek enerjin olsa, o zaman bu tür şeyler yapacak, kitap okuyup kendine derinlik katacak, bir sanatla uğraşıp onda ilerleyecek, dünyayı gezecek vaktin olur. Günde 4 saat ya da yılda 3 ay çalışsak bunlara vaktimiz olurdu.

Genel hakkında konuşurken konunun Rockefellerlara gelmesi de abes. Birincisi kimse çalışarak zengin olmuyor. Çalışarak bir köşeye üç beş koyarsın, kooperatife girersin. O kooperatif bittiğinde yaşın 60 olmuş olacak. Niye "rahat rahat kirada oturmuyorum da param varken kendimi sıkıntıya sokuyorum"un cevabı olarak "çocuklarımın başlarını sokacak bir yerleri olsun" devreye giriyor işte. Bu amca hayatının hiç bir döneminde "çok çalışıp rockefeller olsam mı, yoksa keyfime mi baksam" diye bir ikilem içerisinde kalmıyor. Şu çalışmak - sınıf atlamak öğretisi insanların o kadar içine işlemiş ki bu ilüzyonu dağıtmak çok zor oluyor. Zenginlik, doğru hamlelerle beş senede edinilen birşeydir. Çalışarak değil, %1500 kar marjı olan yere vurularak ulaşılır. Ya da rant yersin. Çalışarak yapabileceğin şey, o ilk yatırımı yapabileceğin sermayeyi buluşturmak. Sonrası geometrik artış olduğundan bence de "yatırım olmazdı" argümanı havada kalıyor. Bir ömür içerisinde çok zengin olunup keyfi sürülebiliyor çünkü. Sorun senin zenginliğine zenginlik katacak, emeği sömürülecek küçük insanları bulmakta olur kirp.gif

Senin 10.000 liran var, 5 tane çocuğun beşer lirası yok. Bir işe 500 lira koyulursa %80 ihtimalle o 500 lira 2500 olacak. Bu çocuklara toplam 250 lira veriyorsun, onlar da sana 1750 lira net kazanç sağlıyorlar. Sen de "çok çalıştım, gecemi gündüzüme kattım, zengin oldum" diyorsun. Dünyadan haberin yok oysa. Bu eblek bebelerin hepsi, birilerine kendilerini beğendirecek bir maaşa sahip olup ilk adımı atmak, toplumun onlara öğrettiği gibi bir de çocuk yapmak, aile kurup toplumda saygın(!) bir konum elde edebilme umuduyla sana domalıyorlar. Başka türlüsünü bilmiyor, üstüne düşünmeleri de istenmiyor çünkü.

Sanma ki zengin olan uyanık, neyine olduğunun farkında. O da öyle değil. Para kazanıyor, banka hesabı genişliyor ve bundan tatmin oluyor. Para ile neler yapılabileceğini unutmuş, monitörde gördüğü bir figürle aşk yaşıyor.

Şimdi küçük insanlar çocuklarına birşey bırakamayacak olsa, ne çocuk yaparlar ne de sana götlerinden kan aldırırlar. Zengin olma hırsı olan adam senin üç kuruşuna çalışmaz, kendi risk alır. Zengin olma hırsı olmayan insan yeteri kadar çalışır, o da tercihen gider portakal yetiştirir. Devlet bakıyor madem, çiftçi olur o çocuklar da.

Bir insanı çocuk yapmaya sevk eden dürtü nedir ona da bakmak lazım bu konuda. İnsan ölümsüzlüğü arıyor. Çocuk yapıp "her türlü birikimini" ona aktararak onda var olmaya devam etmek istiyor. Miras olgusu bu noktada kritik. Bağdat Caddesi'nde gezdirilecek pet olmak üzere yapılan bugünkü bebeklere, o anne-babanın maddi olanlar dışında bırakabileceği pek fazla bir şey olmuyor. Çocuklarını da onlar değil, yıllığına 20.000 lira ödenen kreşin 1200 lira maaşlı anaokulu öğretmeni yetiştiriyor çünkü.
Murat
QUOTE (plasenta @ Oct 9 2009, 00:30 ) *
...
3. Yatırım olmaz deniyor. Niye olmasın anlamadım. Yatırımcılar da normal insan. Kimisi babadan alıyor işi, devam edip gidiyor, işler iyiyse. Sıfırdan başlayanların hırsları var muhakkak. Güç istiyor, kendini kanıtlamak istiyor, belki de geçinemiyor ve genellikle tek bildiği iş neyse onunla başlıyor. Aslında pek seçeneği yok. Ya Ali'nin yanında çalışacak, ya da hürriyetinin peşinde koşup Ali'ye rakip olacak. Niye futbola bu kadar para akıtılıyor, niye hergün milyonlarca ton içki içiliyor, niye Maserati alınıyor, niye Rolex takmak istiyorlar, niye moda var,...vs..vs. Bunların kişisel zevk ve hırs dışında hiçbir nedeni yok. Aslında herşeyi kendimiz için yapıyoruz. Biz bunları yaptıkça, birileri üretecek. Çünkü üreten de öyle kazanıyor hayatını başlangıçta, sonra işini iyi yapıyor, parası ve gücü oluyor. Yani buzdolabına ihtiyacımız olacak ama zenginlik gelecek nesile aktarılmadığı için üretilmeyecek ve bulamayacağız öylemi? Zor be. Karlı olduğu müddetçe üretilir.
...


Benim hayal gücüm çok başarılı değildir. Muhtemelen o yüzden iyi bir girişimci olamam. Zaten bu konuda da çok fazla zaman harcayıp düşünmeden yazdım, her ne yazdıysam. Ama; yukarıdakileri okurken yine aklıma yatmayan yerler oldu.

Yatırımı babadan alanları geçtik zaten. Bu kurgu düzende öyle bir şey olmayacak. Diğerlerinin hırsı var muhakkak. Peki neye hırsı var? Para kazanmaya elbette. Ame ne için kazanılacak o para?
Bence de Maslow güzel açıklıyor. Önce temel ihtiyaçlar, sonra şu sonra bu ve en son sıra geliyor o zevklere. Onlar da birer ihtiyaç ama bazıları bu düzende ortaya çıkmış ihtiyaçlar. Bu kurgu düzende neden bir insan Rolex saat taksın ki? Rolex takmak insana nasıl bir haz verir? Fazla param var benim, na böyle gözünüze sokayım diye mi? Yoksa bir statü sembolü olarak mı? Ne yapacak statüyü ya da parasını milletin gözüne sokmayı? Zaten o Rolex bile sonunda devletin olacak, arkasına bir isim yazdırıp oğluna hatıra diye bile bırakamayacaksın. Neden o Rolex'e bayılsın adam baloncukları? Sırf "Rolex takıyorum ulan" diye kendini gaza getirmek için mi? İtirazdan değil de, oturmuyor işte kafamda bir türlü.

Maserati kısmı ayrı tabii. Tamamen zevk. Kimseye de bırakamazsın muhtmelen kullandıktan sonra. Üreten olsa alan ve kullanan da olur herhalde. Ama bu düzendeki kadar satar mı? Muhtemelen satmaz. Satmayınca birim maliyeti çok yükselir ve iyice anlamsız fiyatlara çıkabilir. O zaman belki lüks arab kavramı Maserati'den Toyota'ya değişebilir. SSCB zamanında Rolls Royce mu vardı. Abilerimin en lüks arabası 2 tonluk Volga idi.

Buzdolabı gibi temel ihtiyaca yönelik şeyler mutlaka üretilcektir elbette. Yukarıda da yazdım. Eğer kimse o yatırımı yapmak istemezse en kötü devlet yapar.

QUOTE
Kanımca bu "çocuklar için" bir masal. Belki Freud haklı. Belki herşey Zsa Zsa Gabor içindi. hahaha.gif

Maslow'da böyle düşünüyor, "ne yapıyorsak başımıza buyruk olabilmek için" diyor.


Her düzende Zsa Zsa Gabor için çalışan olacaktır. Maslow'un aksi bir düşüncesi olduğunu sanmıyorum. d.gif

QUOTE
edit: Unutmuşum, Sino'nun çok haklı olduğu gibi zaten artık toplumun %99'u böyle yaşıyor, Kimsenin ileriye aktaracak bir zengiliği yok. Zaten öldüğünde çocukların kendini kurtarmış oluyor. Sen ölmeden evini satmış, condo'ya geçmiş, evin parasını bile yemiş oluyorsun.


Çocukları kendini tamamen kurtarmış olan herkesin çoğunlukla böyle yapacağına ben de katılırım. Rahmi Koç öyle yapıyor mesela. d.gif Ama bunlar azınlıktır. Çocukları kendini henüz kurtarmamış kesim ise asıl çoğunluktur bence. Ve bunların da bir çoğunun hayatlarının sonuna kadar bir şekilde çabaladıklarını ve edindikleri ne var ne yoksa çocuklarına devretmeye çalıştıklarını düşünüyorum.

Emekli olup keyfe keder yaşamak hepimizin arzusudur herhalde. Ama nasıl olacak? Dedim ya bende bir çocuk var, bir tane de yolda. Belirli bir noktaya kadar onların hayatlarına katkıda bulunabileceğime inanmasam muhtemelen çocuk sahibi olmaya cesaret edemezdim diye düşünüyorum. "Ondan sonra da kendi başlarının çaresine baksınlar artık" diyemiyorum ama. Şunu da yapabilirsem şöyle rahat ederler, bunu da yaparsam böyle rahat ederler diye bin tane düşünce geçiyor kafamdan. Arada kombinemi de alıyorum tabii. Bir noktada "yeter lan artık bundan sonrasına kendileri baksınlar" demem gerektiğini de biliyorum. Ama orası neresidir karar verebilmiş değilim. Kuvvetle muhtemelen benim çocuklarım Mustafa, Ali ve Ömer Koç gibi bir rahatlık içinde olmayacaklar. Öyle bir hırsım da yok zaten. Ama olabilselerdi fena mı olurdu? En azından benim başladığım yerden elimden geldiğince daha iyi bir yerlerde bırakabilmeyim onları.
Ali
Hmmmm, fikir orijinal gibi gozukse de korkarim pek degil.

Proudhon isimli Fransiz anarsist 1840 yilinda "Ozel mulkiyet hirkizliktir" diye deklare etmis.

Bizim ozel mulkiyet adini verdigimiz sey insanlarin mallara (ve turevlerine) karsi devlet gucu ile desteklenerek sahip oldugu bir grup hak.

Basitce bir ornek verelim, benim bir arabam var. Bunun mulkiyeti bana ait. Bunun sonucunda:

1) Arabami kullanabilirim, garajimda temizleyebilirim, ustune cis yapabilirim vs.

2) Satar parasiyla istedigimi yapabilirim.

3) Olunce benim ya da kanunun belirledigi birilerine kalir.

Anarsist (felesefi anlamda) ve de genel olarak solcu dusuncede mulkiyet bir cok sorunun kaynagi olarak gorulur ve yasaklanir. Kapitalist, liberal fikir sistemlerinde mulkiyet gelisimin lokomotifi olarak gorulur, desteklenir, korunur, hatta bazi politik ifadelerin neredeyse yasama hakki kadar kutsal tutulur.

Ahmet beyin onerisi mulkiyetin en onemli ogelerinden birini ucurup digerlerini yerinde birakiyor. O anlamda cok gercekci degil, mirasin yasak oldugu yerlerde ana babalar belli bir yasta varini yogunu cocuklara "satmaya" baslar. Bu bugun zaten miras vergisi uygulayan ve bunun yuksek oldugu her yerd eyapiliyor. Bir seyi yasaklamak ile onu yuksek yuzdeden vergilendirmek cok da farkli seyler degil, insanlar ikisinin de caresini buluyorlar.

Bu yasalarla engellense, yasalar da mukemmel uygulansa denilebilir, ama yasalarin mukemmel uygulanabildigi bir suru sistem harika olabilir, ne bileyim bir memlekette tek bir yasa olsa ve yasa "Haddini asan herkese Elma'nin bacagi...." dese ve de o yasa mukemmel uygulansa orasi da cennet olur. Onun icin yasalar ve uygulanisi ile ilgili beklentiler gercekci olarak ancak bir sistem analiz edilebilir.

Ezcumle Ahmet bey, istediginiz degisiklik yapilsa durum cok da farkli olmazdi, insanlar bir yasa gelince, 50-60 gibi mallari cocuklarina "satmaya" baslarlardi, ortada para falan el degistirmez ama mallar cocuklara gecirilirdi. Arda 35 yasinda trafik kazasi gecirip olenlerin durumu farkli olurdu ama o da toplumsal anlamda bir farklilik yaratmazdi, cunku malumunuz, toplumsal duzen ortalamalara bakar 1%lik istisnalara degil.

Ben cidden onemli bir farklilik olacagini dusunmuyorum bu uygulama ile.

Ha, ozel mulkiyeti kaldiralim derseniz, yanilmiyorsam 1700lerin sonralarindan beri bu fikir konusuluyor, denendigi bir suru durum da var. Bize israrla simdiki halimizin daha ehven oldugu soyleniyor.

Isin ozu surada: insanlar kendi varliginin bilincine varip evreni ve varolus sebeplerine sorabilme asamasina gelmis canlilar (bilinc gelistirmis diyelim). Bu bizi hayvanlardan farkli kilsa dafarkin niceligi bence cok tartismaya acik. Kimdi unuttum, biri dunya ve diger gezegenler uzerinde olasi medeniyetleri uce ayirmis:

1. Asama: Kendininkinden baska bir gucu (at, esek, ates vs.) kontrol edip kullanabilen medeniyetler.

2. Asama: Kendini yoketme gucune erismis medeniyetler.

3. Yildizinin enerjisini dizginleyerek baska yildiz sistemlerine seyahat edebilen medeniyetler.

Insanoglu ve kizi 2. asamada. Yine ayni teze gore ikinci asamaya gelen medeniyetlerin cok buyuk cogunlugu (mesela 99.99999999999%) ucu goremeden digmeye basip kendini ucuruyor. Bunun bir suru sebebi var, ama Hitler'in iktidara gelisine ve yaptikalarina bakmak yeterli ornek olarak. Insanlar ikinci asamada falan da buyuk kismi koyundan hallice (akilli gecinenleri GS, FB ile ugrasiyor), o zaman dugmeye basabilecek bozuklukta birinin dugmeyi kontrol sansi artiyor, ve de unutmamak lazim, manyagin birinin bir kere dugmeye basmasi yeterli, 1000 tanesi beceremeyip biri becerince is bitiyor.

O yuzden biz de muhtemelen baska yildiza falan gidemeyecegiz ve de ya toplu olarak ya da manyagin birinin elinde sonumuz gelecek. Tabii bir de hep goktasi, gunes patlamasi falan gibi durumlar var, bizim sebep olmadigimiz ama yine de sonumuzu getirebilecek.

Insan sadece tahmin ediyor ama ucuncu asama bir toplumda ozel mulkiyet muhtemelen bizim su anda cadi yakmaya tavrimiz gibi bir tavirla geri kalmis sacma bir pratik olarak algilanirdi. Ama insanlar koyuna cok cok daha yakin o konuma olmaktan. Muhtemelen gelemeyecegimiz o noktaya yaklasmadan once de ozel mulkiyet ve benzerleri hep ortada olacak, cok farkli addedilen sistemlerde dahi (Sovyetler Birligi, Kuba, Kuzey Kore vs.) is sonunda gelip kaynaklarin kontrolune ve biri tarafindan digeri kisitlanarak kontrolune geliyor. Bu konuda koyun ile esit oldugumuz soylenebilir, bu cimeni ben yiyeyim, bu disiyi ben gotureyim, yaklasa koca tos atayim gibi, bu araba benim olsun demenin temel olarak bundan farki yok. Arabayi cocuguna birakama demek de sistemi pek etkilemiyor.

Insanlar cogalmalarini kontrol altina alip, kaynak kullanimi birbirini dislayacak sekilde gormezlerse falan diyorsun ama o da mumkun degil.

Amam evrenin bir yerinde birileri seyahat ediyor, birbiriyle sidik yarisinda degil, yani rakamlar birilerinin basarmasindan yana, biz degiliz ama birileri bence becermistir bunu, bizi de gorseler mabadlari ile epey gulerler herhalde, sonra da aciyarak kimseyi gemilerine kacirmadan ceker giderler.

Ali

Edit: Not edeyim, cocuk oldum ama baba olmadim. Cocuk olarak deneyimim ebeveynlerin cocuklarina en buyuk katkilarinin psikolojik, duygusal ve akademik (ogrenim anlaminda) olup, maddi hemen her cesit katkinin zararli oldugu yonunde. Yani cocuguna daire ya da araba alan insan cocuguna en iyi ihtimalle notr kaliyordur, muhtemelen zarar veriyordur.

Genis anlamda ogretim saglayan (tarla surmeyi ogretmek, okula yollamak, balik tutmayi ogretmek vs.), kendiyle barisik olmasini, hayattan zevk alamasini ogretenler ise bence faydalidir.

Sonucta cocuga faydali ya da zararli olmak da ciddi bir mok oldugundan degil ama cocuga faydayi maddi olarak algilamayi cok yanlis buluyorum (ama butun toplum o kafada).

Oglum, bunun adi icki, eger dikkatli kullanir, olcusunu kacirmazsan sana hayat boyu iyi arkadas olur, aksine kontrol edemezsen de buyuk dert, bak simdi tadina, bunu duzgun kullan diyerek onune bir kadeh sarap koyan baba bence ogluna bir daire alandan cok cok daha kiymetlidir.

Bence herkes onemli ihtiyaclarini ev, araba vs. kendi almali, anne babalar cocuklari bir yasa kadar besleyip, giydirmek, yatacak, yasayacak yer saglamak ve toplumca kabul gormus ortalama ihtiyaclari karsilamak disinda maddi katkida bulunmamali. Cocuguna araba alan insan o cocuktan kendi aldigi arabaya binme zevkini caliyordur. O da MasterCard reklamindaki gibi, arabanin fiyati var, ama kendi aldigina binmenin verdigi hazzin fiyati yoktur. Hayati bir kismi yasanabilmis, bir kismi da yasanamamis hazlardan orulu gorup bunun sonunda kendinle barisik olabilmenin ise hic hic fiyati yoktur. Cocuguna bunun duygusal ve diger araclarini verebilen ana babalar makbuldur, araba verenler ise yapamakdiklari islerin ustunu ortme cabasi icinde zorlanan ana babalardir.

Ali
plasenta
Qelo, Murat ve Ali bey, süper olmuş. sappi.gif Zevkle okudum.
Qelo bey'e neredeyse tamamen katılıyorum. Son paragrafının ilk yarısı hariç. Bu konuda emin olamıyorum. Özellikle "çalışma" bölümü çok güzel.
Murat beyin dediği gibi, çocukların gelişimine elinden geldiğince kaynak ayırırsın, sonrası onların işi olmalı. Ki zaten öyle. Ötesine gücü yeten varsa, ihmal edilebilecek azınlıktır.
Ali bey'in edit ile eklediği bölümü çok beğendim. Bu "mesela" işinin pratik engellerinden bahsetmistim zaten, "satma" konusu aslında çözümü en olay olanı.

Neyse, aslında hayatlarımız nasıl farklı olurdu sorusuna cevap ararken başka bir yere geldik ama fena olmadı. İstersek hala o yöne geri dönebiliriz. Kapitalizm, yatırım gibi konulara da erken atlandığı da dikkatimizi çekmiştir.

Çocukların kendini kurtarmasına gelince, normali kendini kurtaramayacak çocuğu zaten yapmamaktır. Bunu da önlemenin yolu yok maalesef.

Niye çocuk sahibi oluyoruz topiği açmak lazım. Üremek, devamlılık gibi hayvani güdüler ile "torun sevemeyecek miyiz" gibi toplumsal baskılar, "prezervatif yoktu" gibi teknik aksaklıklar dışında nedenleri de olmalı. kasi.gif
Ali
QUOTE (plasenta @ Oct 9 2009, 12:57 ) *
Niye çocuk sahibi oluyoruz topiği açmak lazım. Üremek, devamlılık gibi hayvani güdüler ile "torun sevemeyecek miyiz" gibi toplumsal baskılar, "prezervatif yoktu" gibi teknik aksaklıklar dışında nedenleri de olmalı. kasi.gif


Sanki her yaptigimiz seyin manasi varmis gibi bunu da soralim hahaha.gif hahaha.gif

Eger bir gun teknoloji mumkun kilarsa insanlar atalarini, babalarini, analarini, danalarini geri getirebilecek, beni de birileri getirsin diye yapiyoruz. Ben donmek istemiyorum, cocuk yapmadim, geri getirenin de doner donmez agzini burnunu kirarim (Ays aklima geldi bunu yazinca) aklimdayken.

Cok uzun yillar once yazmistim, hayatta temel prensip her hikayenin bir giris, gelisme ve sonuc bolumu olmasi, geri gelme ile sonucun icine ediliyor.

Herkes yapiyor diye yapiliyor Ahmet bey, dolayisiyla yapanlara degil yapmayanlara sormak lazim, o da sanirim Kelembek bey ve ben bey oluyoruz. Bir de Kaptan vardi, Tever.

Ali
Murat
QUOTE (Ali @ Oct 9 2009, 15:10 ) *
Sanki her yaptigimiz seyin manasi varmis gibi bunu da soralim hahaha.gif hahaha.gif


lol.gif

QUOTE
Niye çocuk sahibi oluyoruz topiği açmak lazım. Üremek, devamlılık gibi hayvani güdüler ile "torun sevemeyecek miyiz" gibi toplumsal baskılar, "prezervatif yoktu" gibi teknik aksaklıklar dışında nedenleri de olmalı.


Bana yaklaşık 20 yıl çok fazla psikolojik baskı yapıldı. Hiç de sallamadım doğrusu. Kafama uyan birisiyle tanışmasam evlenmeyeceğimden neredeyse emindim artık. Evlenmeden de çocuk yapabilirdim tabii, orası ayrı. Ama üremek için falan değil. Çocuk yapmayı, çocukları çok sevdiğim için istedim ben. Diğer yandan müthiş de korkuyordum "ulan doğru düzgün babalık yapabilir miyim, doğru düzgün analık yapabilecek birisini nasıl bulurum" diye. Yıllarca bunları düşünüyorsun sonra bir gün hiç birisi kalmıyor kafanda. "Annelik yapacak doğru düzgün birini buldun tamam, kendinde ne değişti?" diye sorsalar verecek cevap yok. "Nasıl karar verdin peki doğru düzgün babalık yapacağına?" diye sorsalar ona da cevap yok.
Sanırım verebileceğim en iyi cevap "elimden gelenin en iyisini yapmaya karar verdim" olabilir ki, onca yıl korktuklarımla tamamen ters bir durum. Anlamsız işte! hahaha.gif
blackdahlia
bizimkisi kamu hizmeti sekerim. dunyanin blackdahlia ve sporel'in toremelerine ihtiyaci var d.gif
plasenta
QUOTE (Murat @ Oct 9 2009, 15:47 ) *
en iyi cevap "elimden gelenin en iyisini yapmaya karar verdim" olabilir ki,

"şeyimden gelenin en iyisi" daha doğru hahaha.gif
plasenta
QUOTE (blackdahlia @ Oct 9 2009, 15:53 ) *
bizimkisi kamu hizmeti sekerim. dunyanin blackdahlia ve sporel'in toremelerine ihtiyaci var d.gif

Biz Memoş'u Cumhuriyetin ve Atatürk ilke ve inkılaplarının yılmaz bekçisi olsun diye yapmıştık. Kendisi the adalet'in bir neferi olacak. army.gif
blackdahlia
bu cocuk isi bence herseyden cok icgudu meselesi. en azindan benim icin oyle oldu. biz de murat gibi cocuklari cok seviyoruz. ama bunun otesinde bir vakitten sonra "cogalma icgudusu" durtmeye basladi. herhalde insan kendine benzer varliklar uretmeyi beslemeyi gelistirmeyi istemek uzere programlanmis. kadinlar bu icguduyu erkeklerden daha yogun yasiyorlar. bu da dogal herhalde. ben cocuk istemeseydim sporelin cocuk diye delirecegini hic sanmam. muhtemelen icguduleri benimkiler kadar yogun calismadigi icindir.

ote yandan nasil bebek tasima isinin abartildigi kadar kadini insanustu hissettirmedigini yasiyorsam, cocuk dunyaya geldikten sonra da hayatimizin anlatildigi gibi muthis degisecegini hele anlam kazanacagini hic zannetmiyorum. zaten anlamli olmayan bir hayat sirf bebek geldi diye tozbembe hale gelmez. cocuklari icin calisan, biriktiren insanlar hayatlarinin onlarla anlamli oldugunu hisseden insanlar daha cok bence. biz universite bitene kadar elinden tutariz, hadi karakterinden cok memnun kaldigimiz bir kisilikse post universite icin de bellllki azbucuk yardim ederiz ama kendim sahip olsam bile mallar mulkler paralar birakmayi hic dusunmuyorum kendisine. ne araba alirim ne de ev. benim babam vakifcilardan, ne yapacagimi sasiracagim mallarim olursa biz de vakfederiz.

netice itibariyle cocuk guzel bir sey. ben cok eglenecegimi zannediyorum. simdi bile karnima her vurdugumda tekmeyle cevap vermesi muthis bir zevk veriyor. (bu arada bu duyguyu yasayamayacak olmaniz buyuk bir kayip smile.gif
SINO
Yukarida da yazdim benim babam "babam bana ceket birakti" der dururdu. Bu cocuga maddi olarak destek verme meselesinde insanlarin kendi yasanmisliklari da on plana cikiyor. Ailesinin maddi imkanlariyla hayata atilmis kisilerde kendi cocuguna da ayni imkanları sunma egilimi varken, sifirdan baslamis, genclikte sıkıntı cekmis olanlarda intikamci hisler gorulebiliyor
haluk
cocuk yapmak bana gore, ozellikle bu devirde tam bir bencillik.
nufusun korkunc derecede arttigi, uretigimizden cok tukettigimiz temel ihtiyac maddeleri su anki
dunya nufusuna yetmedigi bir donemde "cocuk sahibi zevkinini tatmak" bana gore tam bir bencillik.
her turlu dogal kaynaklar hizla tukenirken yeni nesilin nasil bir donemden gececegi kimsenin umurunda degil sanirim.
herkeze kolay gelsin...

Murat
QUOTE (SINO @ Oct 10 2009, 19:49 ) *
Yukarida da yazdim benim babam "babam bana ceket birakti" der dururdu. Bu cocuga maddi olarak destek verme meselesinde insanlarin kendi yasanmisliklari da on plana cikiyor. Ailesinin maddi imkanlariyla hayata atilmis kisilerde kendi cocuguna da ayni imkanları sunma egilimi varken, sifirdan baslamis, genclikte sıkıntı cekmis olanlarda intikamci hisler gorulebiliyor


Bu genelleme ne derece doğrudur bilmiyorum. Ben, aldığım eğitim dışında (ne kadar eğitildiğim tartılır tabii) ailemin imkanlarıyla atılmadım hayata ama intikamcı falan da değilim. Benim gibi olan tanıdıklarımın hiçbirinde de intikamcı olarak nitelenen davranış biçimini görmedim bugüne kadar.
Murat
QUOTE (haluk @ Oct 10 2009, 20:22 ) *
cocuk yapmak bana gore, ozellikle bu devirde tam bir bencillik.
nufusun korkunc derecede arttigi, uretigimizden cok tukettigimiz temel ihtiyac maddeleri su anki
dunya nufusuna yetmedigi bir donemde "cocuk sahibi zevkinini tatmak" bana gore tam bir bencillik.
her turlu dogal kaynaklar hizla tukenirken yeni nesilin nasil bir donemden gececegi kimsenin umurunda degil sanirim.
herkeze kolay gelsin...


Bu düşünce şeklinin de doğruluğundan emin değilim. Bu şekilde düşünecek olursak, ilk çağlardan beri çocuk yapan herkes bencil demektir. Kaynaklar sürekli tüketiliyor ve kimse gelecek nesillerin nasıl bir dönemden geçeceğini bilmedi ve bilmeyecek.
Diğer yandan, birisine bir yaşam ve bir şans veriyorsun diye de düşünülebilir. Benim bildiğim en güzel şey yaşam. Birisine iyi bir yaşam şansı verebilmekten daha büyük bir özveri düşünemiyorum dolayısıyla.
SINO
QUOTE (Murat @ Oct 10 2009, 20:26 ) *
Bu genelleme ne derece doğrudur bilmiyorum. Ben, aldığım eğitim dışında (ne kadar eğitildiğim tartılır tabii) ailemin imkanlarıyla atılmadım hayata ama intikamcı falan da değilim. Benim gibi olan tanıdıklarımın hiçbirinde de intikamcı olarak nitelenen davranış biçimini görmedim bugüne kadar.


Görülebiliyor dedim zaten, şart degil intikamcilik, tipki cocuklugunda ebeveynlerinden kotu muamele gorenlerin kendi cocuklarina bunu yansitmasi veya yansitmamasi durumunda oldugu gibi.

Sadece kendi ailesinin iş veya maddi imkanlarını alanlar, aynisini kendi cocuklarina da uyguluyorlar demek istedim.
hutku
QUOTE (haluk @ Oct 10 2009, 20:22 ) *
cocuk yapmak bana gore, ozellikle bu devirde tam bir bencillik.
nufusun korkunc derecede arttigi, uretigimizden cok tukettigimiz temel ihtiyac maddeleri su anki
dunya nufusuna yetmedigi bir donemde "cocuk sahibi zevkinini tatmak" bana gore tam bir bencillik.
her turlu dogal kaynaklar hizla tukenirken yeni nesilin nasil bir donemden gececegi kimsenin umurunda degil sanirim.
herkeze kolay gelsin...

Dünyada her daim herkese yetecek doğal kaynak var bence..Gerekirse insan aklı bunu yaratabilir..Örneğin Türkiye de 150-200 milyon nufusa bakar.

Yalnız akıl önemli işte..Akılsız sürüler halinde gidersek hiç birşey olmaz tabi..Biz dahil herkes birbirini ezmeye çalışır..Sonu da hep felaket..
plasenta
QUOTE (Murat @ Oct 10 2009, 20:31 ) *
Diğer yandan, birisine bir yaşam ve bir şans veriyorsun diye de düşünülebilir. Benim bildiğim en güzel şey yaşam. Birisine iyi bir yaşam şansı verebilmekten daha büyük bir özveri düşünemiyorum dolayısıyla.

Bui...iddialı, duygulu, edebi, gerçek dışı...doğru kelimeyi bulamadım ama bu nedenle kimse çocuk saibi olmaz. Yaşam şansı için Ethiopia'ya falan bakmak lazım, özveri orada.

QUOTE (hutku @ Oct 10 2009, 20:48 ) *
Dünyada her daim herkese yetecek doğal kaynak var bence..Gerekirse insan aklı bunu yaratabilir..Örneğin Türkiye de 150-200 milyon nufusa bakar.

Bakmak var bakmak var hasan bey. Türkiye 70 milyona baksın önce. hahaha.gif Çocuğu veren rızkını da verir mi demek istiyorsunuz. kasi.gif
hutku
QUOTE (plasenta @ Oct 11 2009, 00:47 ) *
Bakmak var bakmak var hasan bey. Türkiye 70 milyona baksın önce. hahaha.gif Çocuğu veren rızkını da verir mi demek istiyorsunuz. kasi.gif

Rızık anlayışıyla 70 milyona da bakamaz tabi..Dünya için doğal kaynaklar yeterli mi,siz ona cevap verin önce..
plasenta
QUOTE (hutku @ Oct 11 2009, 01:02 ) *
Rızık anlayışıyla 70 milyona da bakamaz tabi..Dünya için doğal kaynaklar yeterli mi,siz ona cevap verin önce..

Değil.
This is a "lo-fi" version of our main content. To view the full version with more information, formatting and images, please click here.
Invision Power Board © 2001-2010 Invision Power Services, Inc.