Help - Search - Members - Calendar
Full Version: Anayasa değişiklikleri
Omuzomuza > Sosyal Forumlar > Üniversite
Pages: 1, 2, 3, 4, 5, 6
plasenta
Anayasa paketi referanduma çıkıyor. Hangisine "evet" hangisine "hayır" diyecekseniz diyin. Bir nedenle "çoklu seçme" modunda poll çalışmadı. yanına "evet" ya da "hayır" yazın.

1. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘Askere Sivil Yargı yolu’ açılıyor

2. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın yolu açılıyor

3. Gözaltında insan onuruna aykırı davranışlar (işkence) ‘anayasal suç’ sayılıyor

4. Kişilerin özel bilgileri, kişilerin rızası olamadan açıklanamıyor

5. Yurtdışına çıkış yasağı ancak mahkeme kararı ile konabiliyor.

6. Kamu Deneticiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ile bireyin devlet karşısındaki konumu güçleniyor.

7. Siyasi partilerin kapatılması zorlaşıyor.

8. TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor.

9. Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklerle ilişkili bireysel müracaat hakkı tanınıyor.

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi daha saydam ve demokratik bir hale getiriliyor.

11. Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor.
hutku
Bu yazılanlar mı olacakmış..?

Şuna evet sadece..

TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor.

Yeni meclis toplanır,yüzde yüz anlaşma ile yeni anayasa hazırlanır..İsterse hilafet getirsin.. d.gif

Şuna çok güldüm bi de.. Plaso sen koydun bu maddeyi mutlaka.. d.gif

Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor.
plasenta

1. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘Askere Sivil Yargı yolu’ açılıyor EVET, Açılsın a.. koyiim.

2. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın yolu açılıyor EVET; karılar çiçektir.

3. Gözaltında insan onuruna aykırı davranışlar (işkence) ‘anayasal suç’ sayılıyor EVET, Sayılmadığı kabahat.

4. Kişilerin özel bilgileri, kişilerin rızası olamadan açıklanamıyor EVET

5. Yurtdışına çıkış yasağı ancak mahkeme kararı ile konabiliyor EVET

6. Kamu Deneticiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ile bireyin devlet karşısındaki konumu güçleniyor. EVET

7. Siyasi partilerin kapatılması zorlaşıyor. EVET

8. TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor. EVET ama ideali çok farklı

9. Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklerle ilişkili bireysel müracaat hakkı tanınıyor. EVET, bu anayasa mahkemesini yüksek yargıtay haline getirir, onbinlerce dosyaya bakarken kıçlarını kaşımaya, abuk subuk işlerle uğraşmaya vakitleri kalmaz.

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi daha saydam ve demokratik bir hale getiriliyor. Bunun detayını görmem lazım, hassas konu. Bugünkünden kötü olabilir.

11. Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor. EVET ama memur dokunulmazlığı da kalkarsa

Gördüğünüz gibi hala milletvekili ve memur dokunulmazlığı gündeme girememiş.
hutku
Bir cevap daha gelmiş..

''ŞAHAN GÖKBAKAR AÇIKLADI!.. RECEP İVEDİK SAYISI 15 OLACAK!..'' hahaha.gif
SINO
1. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘Askere Sivil Yargı yolu’ açılıyor EVET

2. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın yolu açılıyor HAYIR, pozitif ayrımcılık hoslandığım bir uygulama değil

3. Gözaltında insan onuruna aykırı davranışlar (işkence) ‘anayasal suç’ sayılıyor EVET

4. Kişilerin özel bilgileri, kişilerin rızası olamadan açıklanamıyor EVET

5. Yurtdışına çıkış yasağı ancak mahkeme kararı ile konabiliyor. EVET

6. Kamu Deneticiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ile bireyin devlet karşısındaki konumu güçleniyor. EVET

7. Siyasi partilerin kapatılması zorlaşıyor. EVET

8. TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor. EVET

9. Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklerle ilişkili bireysel müracaat hakkı tanınıyor. EVET

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi daha saydam ve demokratik bir hale getiriliyor. HAYIR. Diğer 10 madde bu maddenin ambalaji olacagi icin de pakete hayır oyu veririm referandumda. "Tayyip Erdoğan seçecek" in tarafcası da daha saydam ve demokratik hale getiriliyor demekmiş onu ogrendik.

11. Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor. HAYIR, zaten yeteri kadar ayrıcalıklılar
okkesus

1. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘Askere Sivil Yargı yolu’ açılıyor EVET

2. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın yolu açılıyor NOTR

3. Gözaltında insan onuruna aykırı davranışlar (işkence) ‘anayasal suç’ sayılıyor EVET

4. Kişilerin özel bilgileri, kişilerin rızası olamadan açıklanamıyor EVET

5. Yurtdışına çıkış yasağı ancak mahkeme kararı ile konabiliyor. NOTR

6. Kamu Deneticiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ile bireyin devlet karşısındaki konumu güçleniyor. EVET

7. Siyasi partilerin kapatılması zorlaşıyor. EVET

8. TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor. EVET. bunu yeni duydum. iyi fikir.

9. Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklerle ilişkili bireysel müracaat hakkı tanınıyor. NOTR

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi daha saydam ve demokratik bir hale getiriliyor. YORUM YOK. ayrintilar onemli..

11. Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor. HAYIR
Tortured_Fragile_Mind
Memurların grev hakkı yok muydu yahu? İşçilerle karıştırıyorum sanırım smile.gif
Murat
QUOTE (okkesus @ Feb 4 2010, 10:17 ) *
1. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘Askere Sivil Yargı yolu’ açılıyor EVET

2. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın yolu açılıyor NOTR

3. Gözaltında insan onuruna aykırı davranışlar (işkence) ‘anayasal suç’ sayılıyor EVET

4. Kişilerin özel bilgileri, kişilerin rızası olamadan açıklanamıyor EVET

5. Yurtdışına çıkış yasağı ancak mahkeme kararı ile konabiliyor. NOTR

6. Kamu Deneticiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ile bireyin devlet karşısındaki konumu güçleniyor. EVET

7. Siyasi partilerin kapatılması zorlaşıyor. EVET

8. TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor. EVET. bunu yeni duydum. iyi fikir.

9. Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklerle ilişkili bireysel müracaat hakkı tanınıyor. NOTR

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi daha saydam ve demokratik bir hale getiriliyor. YORUM YOK. ayrintilar onemli..

11. Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor. HAYIR


Ben buna yakınım
Murat
QUOTE (SINO @ Feb 4 2010, 10:08 ) *
1. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘Askere Sivil Yargı yolu’ açılıyor EVET

2. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın yolu açılıyor HAYIR, pozitif ayrımcılık hoslandığım bir uygulama değil

3. Gözaltında insan onuruna aykırı davranışlar (işkence) ‘anayasal suç’ sayılıyor EVET

4. Kişilerin özel bilgileri, kişilerin rızası olamadan açıklanamıyor EVET

5. Yurtdışına çıkış yasağı ancak mahkeme kararı ile konabiliyor. EVET

6. Kamu Deneticiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ile bireyin devlet karşısındaki konumu güçleniyor. EVET

7. Siyasi partilerin kapatılması zorlaşıyor. EVET

8. TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor. EVET

9. Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklerle ilişkili bireysel müracaat hakkı tanınıyor. EVET

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi daha saydam ve demokratik bir hale getiriliyor. HAYIR. Diğer 10 madde bu maddenin ambalaji olacagi icin de pakete hayır oyu veririm referandumda. "Tayyip Erdoğan seçecek" in tarafcası da daha saydam ve demokratik hale getiriliyor demekmiş onu ogrendik.

11. Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor. HAYIR, zaten yeteri kadar ayrıcalıklılar


Buna katılmadığım bir nokta bulamadığımı da söylemeliyim... amigo.gif
haluk
1. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘Askere Sivil Yargı yolu’ açılıyor -evet

2. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın yolu açılıyor-- bunu tam aciklam pleso, amerikadaki gibiyse hayir a.... koyim

3. Gözaltında insan onuruna aykırı davranışlar (işkence) ‘anayasal suç’ sayılıyor-evet

4. Kişilerin özel bilgileri, kişilerin rızası olamadan açıklanamıyor-evet

5. Yurtdışına çıkış yasağı ancak mahkeme kararı ile konabiliyor.-evet

6. Kamu Deneticiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ile bireyin devlet karşısındaki konumu güçleniyor.-evet

7. Siyasi partilerin kapatılması zorlaşıyor.-evet

8. TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor.-evet

9. Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklerle ilişkili bireysel müracaat hakkı tanınıyor.-evet

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi daha saydam ve demokratik bir hale getiriliyor.-bu konunun iyice aciklanmasi gerek

11. Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor.-memur derken, devlet memurumu bu? oyleyse hayir.
SAND^
Anayasa paketi referanduma çıkıyor. Hangisine "evet" hangisine "hayır" diyecekseniz diyin. Bir nedenle "çoklu seçme" modunda poll çalışmadı. yanına "evet" ya da "hayır" yazın.

1. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘Askere Sivil Yargı yolu’ açılıyor . EVET

2. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın yolu açılıyor HAYIR

3. Gözaltında insan onuruna aykırı davranışlar (işkence) ‘anayasal suç’ sayılıyor EVET

4. Kişilerin özel bilgileri, kişilerin rızası olamadan açıklanamıyor EVET

5. Yurtdışına çıkış yasağı ancak mahkeme kararı ile konabiliyor. EVET

6. Kamu Deneticiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ile bireyin devlet karşısındaki konumu güçleniyor. EVET

7. Siyasi partilerin kapatılması zorlaşıyor. EVET

8. TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor. EVET

9. Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklerle ilişkili bireysel müracaat hakkı tanınıyor. EVET

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi daha saydam ve demokratik bir hale getiriliyor. BILMIYORUM. Gerçekten anayasal olacak bir düzenlemeye varım... Ne hükümet ne de derin devlet maşası olsun

11. Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor.EVET
Şeref
1. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘Askere Sivil Yargı yolu’ açılıyor

Suçun askeri mi sivil mi olduğuna sivil yargı karar versin yeterli bile. Evet.

2. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın yolu açılıyor

Kadınlarla ilgili eşşek kadar kabahat var bu memlekette, taa temelden, esastan, ta tepede, zihinde, gelenekte, yoz kafada vs..
Bunlar için yapılacakları önceliklemenin önüne geçmesinden korkarım böylesine ince kararların, ayrıca modern toplumlarda bile tartışmalı bir konu, odak kaymasına sebep olmaması adına en temizi gerek yok. Hayır.

3. Gözaltında insan onuruna aykırı davranışlar (işkence) ‘anayasal suç’ sayılıyor.

Evet.

4. Kişilerin özel bilgileri, kişilerin rızası olamadan açıklanamıyor

Evet.
de açıklanırsa ne oluyor kısmı önemli, malum açıklama alanı çok geniş, etraf, dinleme, kaset, mektup, bavul kaynıyor, onu bunu arıyorduk derken ortalığa dökülenlerin haddi hesabı yok ilgisiz özel hayat adına mahremiyete halel getirecek.. yaptırımı önemli.

5. Yurtdışına çıkış yasağı ancak mahkeme kararı ile konabiliyor.

Hayır. Bir sürü acil sebep olabilir. Yasağı mahkeme kararı ile kaldırabilirsiniz. Tazminat da alırsınız haklı çıkarsanız şeklinde bir düzenleme daha makul.

6. Kamu Deneticiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ile bireyin devlet karşısındaki konumu güçleniyor.

Yoğurt mu? Anlamadım. Tanım, uygulama esasları konusunda tartışılmalı, yoksa etiketin manası yok boş yere?

7. Siyasi partilerin kapatılması zorlaşıyor.

Nasıl zorlaşıyor? Ben mesela DTP gibi kapatmalara karşı değilim, bu anlamda tarifi önemli, kriter ne olacak, önemli.
Bu da Yoğurt mu?

8. TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor.

Barajı %3'e indir, hatta mümkünse kaldır kardeşim, ak göt kara göt belli olsun, hem öyle hem kısmen nispisi olmaz bu işin. Bu da "Yoğurt" misali..

9. Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklerle ilişkili bireysel müracaat hakkı tanınıyor.

Bunun için ayrı bir mahkeme kurulsun elbette. Temel hak ve özgürlükler konusunda bu çağda bu saatte, Türkiyenin bu konumunda, artık Anayasa değil, uygulama sorunu sayılmalı bu konular, denetimin de ağırlığı orada olmalı. Esas değil, yürütme ve usul işine bakmalı bireysel müracaatlarda ilgili mahkeme.. Kısmen "Evet."

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi daha saydam ve demokratik bir hale getiriliyor.

Siparişin güzelliğine bak, sayıyı değiştirince ne olacak hikaye.. hahaha.gif
Ee saydam ve demokratik nasıl olacakmış, şu anda antidemokratik ve gizli kapaklı olan nedir?
Bu kısım malum maksada matuf. Çok sırıtıyor. hahaha.gif Hayır!

11. Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor.

Memur kavramı Türkiyede şu anda çok geniş. Mevcutlara müktesap hak zevali getirmeden, dönüşüm yapılarak, memur kavramı daraltılmalı, o anlamda kalan dar alanda memur korunmalı.
Sendika ve grev hakkı olan memur artık işvereni devlet olan ama bildiğimiz işçi olmalı, aslan gibi de örgütlenmeli.
Tabi bu kısmı örgütlülüğü arttırır diye hakim otoritenin işine gelmez o da ayrı bir konu, memur olsun, bizden olsun derler onlar yine..
Bu tanımlama ile Evet.

Merci!
Qelebex
ne güzel salak yerine koyuyorlar milleti. yargı yüzünden yürütme erkini yerine getiremediklerinden şikayet edenlerin bulduğu çözüm, yargıyı da yürütmeye tabi hale getirmek. eh, 1923 zindeliği bu şekilde de yakalanabilir.

Bizim problemlerimiz kağıtlarda yazanlarda değil, insanın kafasının içinde. İnsanların önceliklerinde, demokrasi duyarlılıklarında, kendinden farklı olana verdikleri değerde, vesaire. Ben yasamanın bağımsazlaşması gerektiğini düşünürken yapılan önerilere bak. Bu ülkede senato seçilecek, nispi temsille seçilecek, genel seçimlerin aralarında seçimi yapılacak, %65 ile karar alacak... Ama önce düzgün çalışan bişeyler olması lazım ortada. Herşeyin düzeltilmesi gereken bir ortamda işler iyice kilitlenir.

Biraz iyiniyet lazım, ama siyasetçiler bir noktaya ulaştıkları tüm o süre içerisinde bütün dedvlet adamlığı vasıflarını ve iyiniyetlerini, ideallerini yitiriyorlar sanırım. Başkaları için birşeyler yapabilmek niyetiyle siyasete atılan kaldığını sanmıyorum.
hutku
Ben diğer konuların da genelinde Ege Cansen'e daha yakın duruyorum.Tabi son paragrafın neticesinin ne olacağı sorusunu da sorarak. utangac.gif

QUOTE
Demokrasi, diktacılardan öğrenilir
YÜZ yaşını tamamlamasına 10 yıl kala, kafasına yediği son bir balyoz darbesiyle "Cumhuriyet" ciddi şekilde sersemledi. Demek kısmet buraya kadarmış.

Cumhuriyet bundan önce de saldırılara maruz kalmıştı. Ama bu seferki kadar iyi planlanmışına hiç uğramamıştı. Doksan yaşının verdiği yorgunluk ve idealleri uğruna işlediği günahlar da hesaba katılırsa, ismen yaşamaya devam etse bile, ruhunu teslim etmekten başka çaresi kalmadı.
* * *
Cumhuriyetin ruhu nedir? Özetleyim:
1. Tam bağımsızlık. Büyük devletlerin oyuncağı olmamak.
2. Ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bir bütün olmak.
3. Referansımız İslam'dır yerine, hayatta en hakiki mürşit ilimdir düsturunu benimseyen laik bir düzen kurmak.
4. Kafasının hem dışıyla, hem de içiyle batılılaşmaktır.
* * *
Cumhuriyet bir inkılâptı. Çünkü kurucular, yukarıda sıralanan ilkelerin tam tersinin bu ülkede egemen olduğunu görüyordu. Bu halin zamanla kendiliğinden değişmeyeceğine inanıyorlardı. Diğer yandan demokrasiye dayanmayan bir cumhuriyet rejimin de yaşayamayacağının farkındaydılar. Açmaza düştüler. Bir "Uçan Fil Dumbo" dizayn ettiler. Pek tabii, rejim fil kaldıkça uçamadı, uçar hale gelince de fil olmaya devam edemedi.
* * *
Cumhuriyet, her an kırılması muhtemel iki büyük fay hattı üzerine inşa edilmişti. Birincisi, bir Kürt isyanı sonunda milli birliğin tam tesis edilmeden yıkılmasıydı. İkincisi, laikliğin kapsama alanına girmemiş geniş halk kitlesinin, dini bayrak edenleri, demokratik süreçle iktidara getirmesiydi. Cumhuriyeti yaşatmayı idealize edenler, bu tehlikelere karşı orduda, yargıda, basında ve üniversitelerde belli bir bilinç oluşturmaya uğraştılar. Bölücülük ile laiklik karşıtı eylem ve söylemleri yasaklayan anayasal bir düzen kurdular. "Halkın Savcısı" (müddei umumi) bile "cumhuriyet savcısı" oldu. Cumhuriyetçilerin en büyük hayalperestliği "kayıtsız şartsız" yerine "kayıtlı şartlı" demokrasi kurmaya çalışmalarıydı. Nitekim darbeci askerler bile bunu demokrasi için yaptıklarını söylediler. Hazırlattıkları anayasaları "halk oylamasına" sundular. İktidarı, kendi elleriyle halkın seçtiği kişilere teslim ettiler. Kendilerince, demokrat darbecilik yaptılar.
* * *
Kaderin cilvesine bakın ki; şimdi de başka tip darbeci veya diktacılar, ülkede demokrasiyi yerleştirmeye çalışıyor. Bugün cumhuriyete karşı işbirliği yapan iki kanattan biri "proletarya diktatörlüğü" kurma ideali uğrunda savaşmış Marksistlerdir. Diğer kanat da, "Hâkimiyet Allah'ındır" diyerek Egemenlik Ulusundur ilkesine karşı cihat açmış "Milli Görüş" mensuplarıdır. Bu iki diktacı mezhebin, bugün demokraside buluşması, darbecilerin demokratlığı kadar sevindiricidir.

Son Söz: Diktacılara kızıp, demokrasiden vazgeçilmez.
epeci
Anayasa paketi referanduma çıkıyor. Hangisine "evet" hangisine "hayır" diyecekseniz diyin. Bir nedenle "çoklu seçme" modunda poll çalışmadı. yanına "evet" ya da "hayır" yazın.

1. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği ‘Askere Sivil Yargı yolu’ açılıyor HAYIR (halihazirda zaten askere sivil yargi yolu acik, bugun ergenekon kapsamında askerler yargılanıyor, bir kısmı tutuklu yargılanıyor hatta)

2. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın yolu açılıyor EVET (ama anayasada yeri yok)

3. Gözaltında insan onuruna aykırı davranışlar (işkence) ‘anayasal suç’ sayılıyor EVET (ama anayasada olmasına gerek yok)

4. Kişilerin özel bilgileri, kişilerin rızası olamadan açıklanamıyor HAYIR (anayasada olmasına gerek yok)

5. Yurtdışına çıkış yasağı ancak mahkeme kararı ile konabiliyor. HAYIR (baska nasıl konuyor ki?)

6. Kamu Deneticiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ile bireyin devlet karşısındaki konumu güçleniyor. EVET (ama anayasada yeri yok)

7. Siyasi partilerin kapatılması zorlaşıyor. EVET (bunun da anayasada olmasına gerek yok, partiler kanununu degistirmek kafi)

8. TBMM’deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis’te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor. HAYIR (adam gibi nispi temsil olsun, baraj dusurulsun. ayrıca anayasada yazmasına gerek yok bu degisiklik icin)

9. Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlüklerle ilişkili bireysel müracaat hakkı tanınıyor. HAYIR (bunun icin yerel insan haklari mahkemesi kurulabilir anayasayla ne alakası var?)

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi daha saydam ve demokratik bir hale getiriliyor. BELIRSIZ (hukumetin etkisi azalacaksa evet, artacaksa hayır)

11. Memurlara sendika ve grev hakkı tanınıyor. EVET (ama anayasada yeri yok)

hukumet geyik yapıyor, zaman kaybettiriyor. bu degisiklikler icin anayasa degisikligine gerek yok. bunları degistır once. anayasa mahkemesi iptal ederse dayandıgı maddeyi degistirirsin...
plasenta
Evet, görüldüğü gibi çoğu madde üzerinde herkes değişiklik yapılması konusunda hemfikir. Bazı hassas maddeler var ki, kolay kolay siyasetin eline bırakılamaz. Aslında mevcut anayasanın 5 para etmediği şu sonuçlardan görülebiliyor.

Buradan öte düşünülmesi gereken konular var.

1. Anayasayı kim yapmalı. "Meclis yapamaz" deniyor. Meclis bizi savaşa sokuyor ama anayasa yapamıyor gibi bir durum çıkıyor bu görüşten. Meclis yapamıyorsa, anayasa yapacak merci hangisidir?

2. Yargıtay "anayasaya aykırıdır" demiş. Bu onların görüşü. İşte "değiştirirsin aykırı olmaz" da bir görüştür, "anayasa zaten hukuka aykırı" da bir görüştür. Mesela anayasada değiştirilemeyecek maddeler var. Sözde. Tutup birisi zamanında "götünüzü yırtsanız bu anayasa değişmez" maddesi koydu diye anayasa değişmeyecek miydi yani. Bu hukuk içinde mi olurdu. 3 maddenin değişmez olmasıyla, tüm maddelerin değişmez olması arasında hukuk açısından bir fark var mıdır?

3. Anayasa değişiklikleri madde madde mi referanduma sunulmalı, paket halinde mi?

Gelelim benim özetime:

Anayasayı halk yapmalı dendiğini duyar gibiyim. Yanlış duyuyorsam da pek umurumda değil, halk yapmalı. Ama pratik engeller var bunun önünde. Halk nasıl yapacak? gibi. Dolayısı ile halkın temsilcisinin yapması en kolay yol. Pek de demokratik görünüyor, acaba öyle mi?

Şimdi meclis yaparsa anayasayı; iktadarı elinde tutan kendince bir anayasa yapıyor doğal olarak. Sözde halkı temsil ediyor ama öyle değil. Sayısı yetse zaten halka bile sormayacak. Sayısı yetmiyor referanduma gidiyor.

Halkın önüne bir paket koyuyor. İçinde beğendiklerin var, beğenmediklerin var. Beğendiklerin bile ideal olmayabilir, insan hakları açısından. Önüne başka bir alternatif gelmiyor. Bas bas bağırsan bile oturduğu yerden "doğrusu budur" diye, kimse doğrusunu düşünmemiş, yazmamış, önüne koymamış. Sen önüne gelen pakete ya "evet" ya "hayır" diyeceksin. Sonuçta o paket ya geçecek ya kalacak.

Diyelim ki madde madde referanduma gidildi. Yine alternatifi, varsa ideali önüne gelmiyor. önüne ne konuyorsa ona "evet" veya "hayır" diyorsun.

Durum bir yandan demokrasi içindeymiş gibi görünüyor ama, aslında, sen sana dayatılana "evet" ya da "hayır" demek durumundasın.

Kısacası öyle görünse bile halk bişi yapmıyor. RTE neyi isterse o geliyor önüne. Bu yönüyle bakılırsa işe RTE dünyanın en ideal anayasasını istese, önüne koysa bile sonuçta demokratik falan değil. Buz gibi birinin istediğine halk gidip "evet" ya da "hayır" diyor. Halkın bu işten ne kadar anladığı konusuna girmiyorum bile.

Bu durumun ideali yazılı bir anayasa olmaması bence. Yazılı anayasa bize herhangi bir mutluluk, refah ve onurlu bir yaşam getiren bir metin değil. Olmaz da. Onu yerine İngiltere örneğinde olduğu gibi evrensel haklar rehberliğinde; anayasasız çok daha mutlu ve onurlu yaşanabilir. Hukuk da hepimizin evrensel haklarını gözetir. İşin aslı anayasa değil hukukdur.

Pakete bakıyorum, AKP'ye bırakmayı son düşüneceğim şey hukukun şekillendirilmesi. Diğer maddelere "evet" ona "hayır" demek istersem olabilecek mi bilmiyorum. Mevcut şeklini de hiç beğenmiyorum öte yandan. Ne yapmalıyım?

Bir süre sonra bir oylama açacağım, oy verirken veya vermezken gerekçeleri görmek üzere. Ama biraz düşünmekte fayda var üzerinde. Yukarıdaki komple bir liste olmayabilir ama yol gösterici olabilir bu süreçte. Aklınıza başka şeyler de gelebilir ama gelmesi için düşünmek şart.

Şimdi postu atayım eğer forumdaysalar Sino ve TFM cart diye bişi yazarlar, yıllardır bu konu üzerinde kafa yordukları için. lol.gif Saat 02:00 gibi Can gelir, hafif dumanlı yazar bize okuyup anlamayız. lol.gif Hasancım "asker yapsın" der. Falan filan.

Bu topicde tartışalım, fikirler olgunlaşsın, sonra oylamayı açar eğilimleri ölçeriz.
hutku
''TBMM'deki 550 milletvekilinden 100 tanesi nispi temsile göre seçiliyor. Böylece yüzde 3 oy alan bir partinin de Meclis'te üç milletvekili ile temsili sağlanıyor.
Yeni meclis toplanır,yüzde yüz anlaşma ile yeni anayasa hazırlanır..İsterse hilafet getirsin.. d.gif ''

ben bunu demişim..plaso bey,hasan asker yapsın diyor diye suçluyor hala.. dumur.gif
aleks
QUOTE (plasenta @ Mar 23 2010, 13:54 ) *
Şimdi postu atayım eğer forumdaysalar Sino ve TFM cart diye bişi yazarlar, yıllardır bu konu üzerinde kafa yordukları için. lol.gif Saat 02:00 gibi Can gelir, hafif dumanlı yazar bize okuyup anlamayız. lol.gif Hasancım "asker yapsın" der. Falan filan.

hahaha.gif
plasenta
QUOTE (hutku @ Mar 23 2010, 23:08 ) *
ben bunu demişim..plaso bey,hasan asker yapsın diyor diye suçluyor hala.. dumur.gif


Sanal hafıza diyor ki; bunu diyen bunu da demiş:

QUOTE (hutku @ Feb 4 2010, 01:19 ) *
Bu yazılanlar mı olacakmış..?

Şuna evet sadece..


Şimdi bir bak bakalım "Hayır" dediklerin arasında neler varmış. seytani.gif
hutku
QUOTE (plasenta @ Mar 24 2010, 00:40 ) *
Şimdi bir bak bakalım "Hayır" dediklerin arasında neler varmış. seytani.gif

Evet dediğimin öbür şıkları da evet haline getirebileceğini,hatta ötesini de yapabileceğini ifade etmek istiyorum.Asker lafı nerde geçmiş..
plasenta
QUOTE (hutku @ Mar 24 2010, 00:52 ) *
Evet dediğimin öbür şıkları da evet haline getirebileceğini,hatta ötesini de yapabileceğini ifade etmek istiyorum.Asker lafı nerde geçmiş..


Bu topic de geçmesi mi şart, militer üye seni amigo.gif
hutku
bokçu! amigo.gif
plasenta
23+3 maddeyi aşağıda derledim. İsmet berkan 3 gün boyunca yazdı, onların toplamıdır ve maddeler ile ilgili görüşler ona aittir. Görüşlerini önce çıkaracaktım ama HSYK'nın denetimi gibi detayı blinmeyen konularda yardımcı olabilir diye bıraktım. Bazılarına katılmasam da.





İlk madde, Anayasanın kanun önünde eşitliği düzenleyen 10. maddesine ekler getiriyor. Bir cümleyle kadınlar için pozitif ayrımcılığın önü açılıyor, ayrı bir fıkrayla da çocuklar, yaşlılar ve engelliler için. Yıllar önce kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığı Ak Parti anayasaya koydurmamıştı, şimdi değişmeleri güzel. Ancak bu yetmez elbette. Anayasada yazılı bu imkânın yasalar aracılığıyla hayata geçirilmesi de gerekiyor. Kadın örgütlerine çok iş düşüyor.

İkinci madde, benim özellikle önemsediğim bir konuda, kişisel verilerin korunması ve işlenmemesiyle ilgili. Bunu nedense liberal arkadaşlar bile pek gündemlerine almıyorlar, herhalde yeterince ‘meta-siyasi’ bir konu olarak görmüyorlar. Oysa hepimizin gündelik hayatını ilgilendiren çok önemli bir konu bu. Cep telefonumuza şirketlerin gönderdiği tanıtım mesajlarından, sağlık sigortası bilgilerimizin elden ele dolaşmasına kadar pek çok sakıncayı bu madde sayesinde gidermek mümkün olacak.

Üçüncü madde yurt dışına çıkış yasağını sadece mahkemelerin koyabileceğine dair. Önüne gelenin idari tasarrufla insanları yurt dışına göndermemesinin önüne geçilecek böylece.

Dördüncü madde yine çocuk haklarıyla ilgili. Bu madde sayesinde iyi bakım hakkı bir çocuk hakkı olarak tescil ediliyor, ailesi tarafından sokakta çalıştırılan çocuklar sorununun çözümü için geç kalmış bir adım.

Beşinci madde, memurlara toplu sözleşme hakkı veriyor. Veriyor ama eksik veriyor, grev hakkı yok. Grev silahı elde olmayınca ve ‘Uzlaştırma Kurulu’ kararı kesin olunca, toplu sözleşme hakkı da anlamlı olamıyor maalesef. Çok eksik ve bu anlamıyla demokratik de olmayan bir düzenleme.

Altıncı madde parti kapatmayı zorlaştırıyor, kapatma davası açılmasını İspanya ve Almanya örneğindeki gibi Meclis iznine tabi kılıyor. Benim gördüğüm bu maddenin yasalaşması halinde sadece bölücü ve terörle ilgili partiler için kapatma davası açılabilir, o kadar. Ak Parti’nin (ve ister istemez Türkiye’nin) kâbusu sona eriyor. Aynı madde, siyasi partilerin mali denetimini de Anayasa Mahkemesi’nden alıp Sayıştay’ın görev alanına sokuyor. Sayıştay mali denetim konusunda uzman ve titiz bir kurum, partiler daha dikkatli olmak zorunda kalacaklar.

Yedinci madde, basında ombudsman diye bilinen kamu denetçiliği kurumuyla ilgili. Kamu denetçisi, dilekçe hakkının ve bilgi edinme hakkının bir devamı olarak sistemimize giriyor. Yeterli olup olmadığı ayrıca tartışılmaya değer bir konu.

Sekizinci madde, partisi kapatılsa bile milletvekillerinin vekilliğinin düşmemesini sağlıyor.

Dokuzuncu madde, aslında üstünde pek tartışma olmayan bir durumu iyice açıklıyor, Meclis Başkanı ve Başkanlık Divanı’nın görev süreleri tartışmasız hale geliyor.

Onuncu madde, Yüksek Askeri Şura kararlarını kısmen de olsa yargı denetimine açıyor. YAŞ’ın sadece disiplinsizlik vs. nedenlerle aldığı meslekten ihraç kararları artık yargıya götürülebilecek. Oysa bu çeşit kararları zaten YAŞ’ın almaması gerekir, askerlik mesleğinden ihraç zaten askeri yargının konusu olmalıdır. Anayasa yapılırken yine korkak ve idareimaslahatçı hareket ediliyor.

Onbirinci madde, memurların toplu sözleşme hakkıyla ilgili, tamamlayıcı bir cümle.

Onikinci madde bu kez Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kararlarını kısmen de olsa yargı denetimine açıyor, disiplin işlemleri için hakim ve savcılar yargıya gidebilecek.

Onüçüncü madde bana göre taslağın tartışmalı maddelerinden biri. Anayasa’nın mevcut 144. maddesini ortada neredeyse hiç gerek yokken baştan sona değiştiriyor, hakim ve savcıların nasıl denetleneceklerine ilişkin esaslarla ilgili ayrıntılı düzenlemeleri anayasadan çıkarıyor. Oysa biz teftiş kurulunun Adalet Bakanlığı’ndan alınıp HSYK’ya bağlanmasını bekliyorduk, bunu yapmıyor. Kesinlikle yargı bağımsızlığını zedeleyici çok sakıncalı bir tutum.

On dördüncü madde, askeri mahkemelerin görev alanıyla ilgili her türlü belirsizliği sona erdirmeyi amaçlıyor. Maddenin birinci fıkrasına yazılan ‘Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar herhalde adliye mahkemelerinde görülür’ cümlesi zaten her şeyi açıklıyor. Açıklıyor ama elde fırsat varken Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi gibi yüksek yargı organlarına nedense dokunulmuyor. Bana göre Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kapatılmalı, bu alandaki ikilik vakit geçirmeksizin sona erdirilmeli. Yani yeni düzenleme yetersiz.

On beşinci maddeyle en tartışmalı alanlara giriyoruz. Bu maddede Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı artıyor, mahkeme 19 üyeli hale geliyor, bunların 16’sını Cumhurbaşkanı, 3’ünü ise Meclis seçiyor. Bu maddeye iki temel itirazım var. En önce, Meclis’in neden utangaç davrandığını ve sadece üç üye seçmekle yetineceğini anlamak zor. Ama Meclis’in seçim yönteminin mutlaka değişmesi gerek; bence bu konuda Meclis’te özel bir komisyon kurulmalı, bu komisyon da mutlaka nitelikli çoğunlukla karar vermeli. Karar vermesini kesinleştirmek için önlemler de olmalı. İkinci itirazım, Cumhurbaşkanı’na tanınan seçme yetkisiyle ve çeşitli kurumların kontenjanlarıyla ilgili. Bir oligarşi korunmaya çalışılmış sanki. Burada en tuhafıma giden de, ‘üst kademe yöneticiler’ kategorisi. Bu kategorinin (serbest avukatlar ve Anayasa Mahkemesi raportörleriyle birlikte) beş kontenjanı var ve taslağa göre ‘üst kademe yöneticisi’ demek en az 20 yıl kamu hizmetinde çalışmak demek... 20 yıl Koç Holding’i yönetseniz hiçbir şey olmuyorsunuz ama 20 yıl memuriyet yapıp son birkaç yılında müsteşar olsanız Anayasa Mahkemesi’ne seçilebilme yeterliği kazanıyorsunuz. Komik ve aynı zamanda korkunç bir bakış açısı.

On altıncı madde hâlâ Anayasa Mahkemesi konusunda. Burada üyelere 12 yıllık bir görev süresi sınırı getiriliyor. Bilmiyorum mevcut Başkan Haşim Kılıç kaç yıldır mahkemede görev yapıyor, en az 16 yıl olmalı, düzenleme bana bunu hatırlattı.

On yedinci maddede hâlâ Anayasa Mahkemesi var ve bu madde pek çok bakımdan çok önemli ve iyi. Önce mahkemenin görevlerine ‘anayasa şikâyetleri’ de dahil edilmiş, sonra mahkemenin Yüce Divan sıfatıyla aldığı kararlara temyiz yolu (yine mahkemenin kendisine) açılmış ve ‘anayasa şikâyeti’nin nasıl anlaşılması gerektiği söylenmiş. Vatandaşlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yazılı haklarından birinin devlet tarafından ihlal edildiğini düşündüklerinde AİHM’den önce Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklar artık.

Taslağın on sekizinci maddesi, mahkemenin yapısı, görevleri ve karar alma biçimiyle ilgili. Burada üç daire ve genel kurul halinde çalışmak, anayasa şikâyetlerinin kabulü için kurulacak ön komisyon vs. anlatılıyor ve sonra görevler sıralanıyor. Fıkrayı aynen aktarayım: “Anayasa değişikliğini iptale, siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için üye tamsayısının üçte iki oy çokluğu şarttır.” Evet bir nitelikli çoğunluk usulü geliyor ama bu arada mahkemenin Anayasa değişikliklerini iptal yetkisi olduğu da Anayasa’ya yazılmış, bir anlamda meşruiyet kazanmış oluyor. Mahkeme geçmişte bu yetkiyi, “Anayasalar da kanundur, biz onu da inceleriz, sadece şekil incelemesiyle kalmayız, değişmez maddelere uygunluk açısından içerik denetimi de yaparız” diyerek, yani bir anlamda hukuku zorlayarak edinmiş, son sefer bu yetki kullanıldığında iktidar mahkemeyi ‘Anayasa’yı ihlal etmek’le suçlamıştı. Şimdi burada şu sorun çıkıyor: Evet Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliklerinin içeriğini inceleyecekse kararını nitelikli çoğunlukla alsın, ama ya yeterli çoğunluk olmadan veya gereken diğer şekil şartları ihlal edilerek Anayasa değiştirilirse, mahkeme yine mi nitelikli çoğunlukla karar verecektir?

On dokuzuncu madde, aslında kapatılması (ve adli Yargıtay’la birleşmesi) gereken Askeri Yargıtay’la ilgili. Bu zaten olmaması gereken yüksek mahkemede görevli yargıçların hâkimlik teminatı biraz daha kuvvetlendiriliyor, onların tartışmalı askeri pozisyonları bir ölçüde emir-komutadan bağımsızlaştırılıyor.

Yirminci madde, halen en çok tartışılan madde. Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını baştan sona değiştiriyor. Bu maddeyle ilgili onlarca eleştiri var, eleştirilerin düğümlendiği noktalar var. Ben bu eleştirilerden bazılarına katılıyorum. Mesela, kurula üye olmak için yapılacak seçimlerde sadece tek bir oy kullanılacak olması son derece sakıncalı; elbette aday sayısı kadar oy kullanılmalı. Sonra yine, kurul içinde yüksek yargının temsilinin görece azalması bana doğru gelmiyor. (Ama öte yandan Yargıtay ve Danıştay üyeliği için de ek kriterler getirilmesinden yanayım, böyle bir düzenleme pakette yok.). Taslakta yazıldığı kadarıyla, bir hâkim veya savcı hakkında teftiş yapılması kararı ancak kurul başkanı olan Adalet Bakanı’nın oluru ile yapılabilecek. Tek başına bu bile, teftiş konusunun hâlâ siyasi bir konu olarak kalacağının göstergesi. Bu maddenin çok tartışmalı bir başka yönü de, evet Adalet Bakanı ile müsteşarının HSYK’daki üyeliklerinin sürmesi ve üstelik bakanın otomatik olarak ‘Kurul Başkanı’ olması, başkan olduğu yetmezmiş gibi başkanvekilini de kendisinin ataması, bir seçime izin verilmemesi. Bu durumda, kurul çalışmalarının tamamı siyasi iktidarın iki dudağının arasında kalmaya, şimdilerde yaşandığı gibi kurulun rutin çalışmalarının bile kilitlenmeye mahkûm kalması anlamına geliyor. Kurul, bakan olmadan da çalışabilmeli, bakan kurul üyesi sıfatıyla sadece eşitler arasında bir kişi olmalı, başkanlığı da sembolik olmalı. Yoksa biz yargı bağımsızlığını sonsuza kadar tartışmaya devam ederiz.

Taslağın yirmi birinci maddesi, çok geç kalmış bir sembolik adım. Mevcut Anayasa’nın geçici 15. maddesi nihayet kalkıyor, 12 Eylül darbesini yapanlara sembolik anlamda yargı yolu açılıyor, daha doğrusu dokunulmazlıkları kalkıyor. Ama aradan bunca zaman geçmişken, olası sanıklar yaşları itibarıyla cezai ehliyetlerini kaybetmiş, suçlar ise zamanaşımına uğramışken yapılabiliyor ancak bu, o da yapılabilirse. Bu madde bizim en büyük demokrasi ayıbımız, kalksın elbette.

Yirmiikinci madde, üç ayrı geçici madde ekliyor Anayasa’ya. İlk iki geçici madde Anayasa Mahkemesi’ni ilgilendiriyor, birincisi parti kapatma davalarıyla ilgili, ikincisi ise mahkemenin yeni oluşumuna ilişkin geçiş sürecini düzenliyor.

Üçüncü geçici madde ise yine HSYK ile ilgili. Burada da geçiş süreci düzenleniyor ama bana göre birtakım sakıncalarla birlikte. En büyük sakınca, HSYK Genel Sekreterliği konusunda. Yeni kurulacak olan genel sekreterlik için bir yasa çıkması lazım ister istemez. Ve bu yasa çıkana kadar genel sekreterlik hizmetini Adalet Bakanlığı verecek geçici maddeye göre. Ya bu yasa hiç çıkmazsa? Sonsuza kadar bakanlık mı verecek sekreterya hizmetini? Bu da, kurulun bağımsızlığına gölge düşürmeyecek mi? (Öteki gölgelere ilave olarak.)

plasenta
Memurlara grev hakkı verileceği kanısındayım. Temel bir pazarlık yöntemi bu. Memurlar büyük bir kitle, bu değişikliğe de tepkisi vatandaşın genelinden farklı olmaz normalde. Ama taslakta isimleri geçiyor ve grev hakkı yok ya, hepsi bitlenecek, 3 gün göstermelik müzakere sonunda grev hakkı verilecek ve "biz kazandık" gazıyla taslağı sahiplenmeleri sağlanmaya çalışılacak sanırım. Masanın mağluplar tarafında oturanların, pazarlık sonrası, zaten karşı tarafın cebinde olanı alınca kendilerini galipler tarafında sanması gibi. Birden İsviçre'nin şirin bir beldesi geldi aklıma nedense, Göl'e ay ışığı düşmüş, karşıda Evian'ın ışıkları, arkasında Mont Blanc'ın silüeti gümüş gibi parlıyor. seytani.gif

BDP birşeyler alacaktır herhalde. Onların oyu şart referanduma gidebilmek için. "Genel demokratikleşmeden paylarını alırlar" safsatası çalışmaz tabii. Onlar için de hazırda tutulan birşeyler olmalı. AKP şimdilik onların beklentilerini anlamaya çalışıyor ki, kendi hazırladıkları fazladan olmasın diye.

Kısacası tipik müzakere süreci işleyecek gibi duruyor. Takip etmenizi tavsiye ederim.

Yargı, yürütme, yasama, siyaset, idare gibi kavramları konuşurken, aslında, işlevleri farklı "sistemlerden" bahsediyoruz. Sistemler, işlevlerinden bağımsız olarak, sistem olmanın getirdiği özellikler taşıyorlar doğal olarak. Bir kerede idealini oturtup çalıştıramazsın. Önce çerçevesi çatılır, zaman içinde orasını burasın kurcalayıp düzelterek, değiştirerek ideale yaklaşılır. Hele yukarıdaki gibi beraber çalışan sistemlerde bu süreç aynı anda hepsinde yürürümelidir ki uyum içinde çalışan sistemlere varasın. Örneğin yargının ideali yeni Zelanda'da olabilir. Kopyalayıp buraya getirsen hiç çalışmaz. Değişkliklere bu gözle bakmakta faydalı olabilir.

Benim şahsi görüşüm, öncelikle seçim kanunu, partiler kanununun değişmesidir. Demokrasi orada başlar. Anayasa pek önemli/gerekli birşey değil bana göre. Toptan yok sayılsa beni daha çok mutlu eder. Bugün en güzel en ilerici değişiklikleri yapsan bile Türkiyenin idare şekli ideale yaklaşmana izin vermez. Yerel meclis ve yönetimler olmadan ideale yaklaşılamayacağı görüşündeyim. Benim görüşüm tabii ama yılların mesaisi var arkasında. Dolayısı ile, seçim kanunu ve partiler kanunu değişmeden, taş atan çocuklar serbest kalmadan, Kürt vatandaşlar mutlu edilmeden, azınlıklar eşitlenmeden, dokunulmazlara dokunmadan bla bla bla, HSYK'ya abanmak AKP'nin samimi olmadığına inanmam için yeterli. Ayrıca tüm bu maddelerin önüme tek tek gelmesini isterdim, paket yerine. Niye azla yetineyim diye düşünürüm ama bu şartlar altında bile öne doğru herhangi bir adıma engel olmamayı tercih ederim.
Qelebex
QUOTE (plasenta @ Mar 27 2010, 06:39 ) *
Masanın mağluplar tarafında oturanların, pazarlık sonrası, zaten karşı tarafın cebinde olanı alınca kendilerini galipler tarafında sanması gibi. Birden İsviçre'nin şirin bir beldesi geldi aklıma nedense, Göl'e ay ışığı düşmüş, karşıda Evian'ın ışıkları, arkasında Mont Blanc'ın silüeti gümüş gibi parlıyor. seytani.gif


İzmir ve havzasının Yunanistan'a bırakılmamasının seni çok bozduğu anlaşılıyor hahaha.gif Kapitülasyonlar, Büyük Ermenistan, Borçlar ve Marmara Denizi meselelerinin Türk tarafının istediği gibi sonuçlanmış olması yeterince önemli farklardır ama seni bu konuda ikna etmek zor anlaşılan. İzah da ettik gerçi ama hazırladığın bunca Lozan espirisini gözden çıkarmaya gönlün el vermiyor olmalı lol.gif

plasenta
QUOTE (Qelebex @ Mar 27 2010, 09:22 ) *
İzmir ve havzasının Yunanistan'a bırakılmamasının seni çok bozduğu anlaşılıyor hahaha.gif Kapitülasyonlar, Büyük Ermenistan, Borçlar ve Marmara Denizi meselelerinin Türk tarafının istediği gibi sonuçlanmış olması yeterince önemli farklardır ama seni bu konuda ikna etmek zor anlaşılan. İzah da ettik gerçi ama hazırladığın bunca Lozan espirisini gözden çıkarmaya gönlün el vermiyor olmalı lol.gif

Ne izmir, ne Ermenistan Lozan'ın konuları arasında yok. olmaz.gif Yeri gelmişken:

http://www.taraf.com.tr/makale/6921.htm

Konuyu dağıtmayalım bunu topiğini bulamadım şimdi.
plasenta
Bu arada BDP seçim barajı ve devclet yardımı konusunu gündeme getirmişti. Tayyoş barajı değiştirmeyiz demiş. cekic.gif Bu paket olumlu yanlarına rağmen daha çok yargıyla hesaplaşma paketine döner bu kafayla. Sokarım bacağımı o pakete o zaman. hahaha.gif
hutku
akıllı adamsındır da ama.. hahaha.gif
Qelebex
QUOTE (plasenta @ Mar 27 2010, 11:59 ) *
Ne izmir, ne Ermenistan Lozan'ın konuları arasında yok. olmaz.gif Yeri gelmişken:

http://www.taraf.com.tr/makale/6921.htm

Konuyu dağıtmayalım bunu topiğini bulamadım şimdi.


Topiği bir arka sayfadaydı. Taraf arşivinden 16 Ağustos 2009 tarihli bir makale bulmaktan daha kolay hahaha.gif

Bu hanımla seni ciddi bir kafa karışıklığı içerisinde görüyorum kasi.gif Kendisinin üslubuyla Lozan Antlaşması'nı hicvetmeye adadığı yazısının sonunda pek güzel belirttiği gibi Lozan'ı illa bir diplomatik zafer ya da hezimet olarak görmek gerekmiyor. Zafer olan İstiklal Harbinin sonucudur. Antlaşmalar "tespit" yapar, hukuki durum oluştur, imzalanmasıyla taraflar şartları kabul ettiklerine dair iradelerini beyan ederler. Savaşa neden olan anlaşmazlık, konuşa konuşa çözülmeyince dövüşerek çözülür. Bu bir kutu oyunu olmadığı için de taraflar antlaşmaları "işlerine geliyorsa" imzalarlar. Herif seni bilek görüşünde yendiği için domalman gerekmiyordur. Kotu kollayabiliyorsan kurtarmaya çalışırsın. "Isırırsan dişlerini döker öyle yaparım" derse, bari dişleri kurtarmak için uyumlu olmayı tercih edebilirsin. Lozan'da da bir tespit yapılmıştır. Türk tarafı bütün acemiliğine rağmen kazandığı askeri zafer ve kalan yaptırım gücüyle orantılı bir ülke kurtarmayı başarmıştır. Fazlasını alacak gücü zaten yoktu, Yunan'la meselesini de onu döverek çözdü. Adamlar denizin öte tarafına geçince de yapacak bir şey kalmadı. Adaları isteyip adamlar vermeyince almak için yapabileceğin bir şey yok, İngilizleri Musul'dan atacak gücün yok (Türk-Kürt Federasyonu fikrine oynamak enteresan bir strateji olabilirdi).

İzmir ve Ermenistan'ın Lozan'ın konuları arasında olmaması çok normal. Dikilmiş kotun davası olmaz. O parmak niye sallanıyor bilmiyorum d.gif Lozan'ın "aslında zaten elde olandan fazlasını vermediği" hicvine itiraz ettim ben yukarıda. "İzmir zaten alınmıştı" diyorsan Trakya ve İstanbul'u örnek vereyim. Türkiye'nin ne Trakya'ya çıkartma yapacak donanması ne de İstanbul'u kurtaracak ordusu vardı. Ama Lozan Antlaşması da damdan düşmemişti zaten. Sakarya Savaşı'ndan önce, milli kuvvetler Eskişehir ve Kütahya'da ağır yenilgilere uğrayıp geri çekilmişken yapılan Sevr Antlaşması'ndan sonra, Yunan ordusu Anadolu'dan kovulana dek kazanılan savaşların tespitini yaptı. O savaşlar kaybedilseydi, elinde savaşacak gücü kalmamış ve darmadağın olmuş Milli Hükümet'le antlaşma gereği bile olmazdı, Sevr hükümleri parlamentolardan geçerdi.


QUOTE
Masanın mağluplar tarafında oturanların, pazarlık sonrası, zaten karşı tarafın cebinde olanı alınca kendilerini galipler tarafında sanması gibi.


Buna örnek Lozan Antlaşması, öyle mi?

Şu çok beğenip kaynak yerine koyarak referans verdiğin yazı tuhaflıklarla dolu (demek ittihatçılar kapütülasyonları "zaten" kaldırmıştı? savaşa girince kaldırdılar. e o kapitülasyonlarını kaldırdıkları devletlere karşı kaybettiler zaten. sen bunları kaldırmıştın zaten mi diyeceklerdi?), istersen ilgili topiğinde tartışırız. Bu topikle ilgili olarak, yukarıda alıntıladığım önermene verdiğin Lozan Antlaşması benzetmesinin neden oturmadığını açıklamaya çalıştım.
plasenta
QUOTE (Qelebex @ Mar 28 2010, 18:30 ) *
Topiği bir arka sayfadaydı. Taraf arşivinden 16 Ağustos 2009 tarihli bir makale bulmaktan daha kolay hahaha.gif

Bu hanımla seni ciddi bir kafa karışıklığı içerisinde görüyorum kasi.gif


Sevgili Çılgın Türk, koysaydın o zaman topiğine madem buldun, allah allah.

Hadi benim hobim, bana bok at da kadının işi bu. Kafa karışıklığı imiş smiley.gif
Qelebex
QUOTE (plasenta @ Mar 28 2010, 23:55 ) *
Sevgili Çılgın Türk, koysaydın o zaman topiğine madem buldun, allah allah.

Hadi benim hobim, bana bok at da kadının işi bu. Kafa karışıklığı imiş smiley.gif


ben sana laf anlatmaya çalışacağım, sen bana iki satırla isimler takacaksın. ne güzel.

çok bayağı kontralar bunlar. entelektüel kaygılar taşıma iddiasındaki birine yakışmıyor smiley.gif
plasenta
Dinliyorum sevgili kardeşim üzme kendini.

QUOTE
Kotu kollayabiliyorsan kurtarmaya çalışırsın. "Isırırsan dişlerini döker öyle yaparım" derse, bari dişleri kurtarmak için uyumlu olmayı tercih edebilirsin. Lozan'da da bir tespit yapılmıştır. Türk tarafı bütün acemiliğine rağmen kazandığı askeri zafer ve kalan yaptırım gücüyle orantılı bir ülke kurtarmayı başarmıştır. Fazlasını alacak gücü zaten yoktu, Yunan'la meselesini de onu döverek çözdü. Adamlar denizin öte tarafına geçince de yapacak bir şey kalmadı. Adaları isteyip adamlar vermeyince almak için yapabileceğin bir şey yok, İngilizleri Musul'dan atacak gücün yok (Türk-Kürt Federasyonu fikrine oynamak enteresan bir strateji olabilirdi).


Yukarıdaki özet iyi. Dediğin gibi, fazla yapacak birşeyin yok. dişleri kurtarmaya çalışmak da zaten çaresizliğin ifadesi. Ben buna mağlubun durumu diyorum, çünkü bu anlaşma, 1. dünya savaşının anlaşmasıdır. Bize de ne bıraktılarsa o kadarla idare etmişizdir. Bardağın yarısı boş bana göre. Ayrıca bunu sana da söylemiyorum, Lozan'ı savaş kazanıp dünyayı dize getirdiğimiz anlaşma diye öğrenenler, bilenler, savunanlar var. Yazmış kadın 1954'e kadar savaş tazminatı ödüyoruz bir de. Sen bardağa dolu tarafından da bakabilirsin tabii. Bu seni başkalarınla karıştırmamı da gerektirmez. Ama millet yanlış anlıyor işte.

Taşı şimdi şunları o topiğe, nasılsa devamı gelir.

Al bir de hatıra fotoğrafı. Yaşım tutsa orada olacaktım. hahaha.gif
haluk
QUOTE (plasenta @ Mar 28 2010, 23:47 ) *
Dinliyorum sevgili kardeşim üzme kendini.



Yukarıdaki özet iyi. Dediğin gibi, fazla yapacak birşeyin yok. dişleri kurtarmaya çalışmak da zaten çaresizliğin ifadesi. Ben buna mağlubun durumu diyorum, çünkü bu anlaşma, 1. dünya savaşının anlaşmasıdır. Bize de ne bıraktılarsa o kadarla idare etmişizdir. Bardağın yarısı boş bana göre. Ayrıca bunu sana da söylemiyorum, Lozan'ı savaş kazanıp dünyayı dize getirdiğimiz anlaşma diye öğrenenler, bilenler, savunanlar var. Yazmış kadın 1954'e kadar savaş tazminatı ödüyoruz bir de. Sen bardağa dolu tarafından da bakabilirsin tabii. Bu seni başkalarınla karıştırmamı da gerektirmez. Ama millet yanlış anlıyor işte.

Taşı şimdi şunları o topiğe, nasılsa devamı gelir.

Al bir de hatıra fotoğrafı. Yaşım tutsa orada olacaktım. hahaha.gif


musulu alamamanin sebeplerinden biride seyh said isyani denir, isyan cikinca
bolge elden cikiyor diye orayla ugrasmaktan musula vakit kalmadigindan bahsedilir.
dogruluk derecesini bilemiyorum, gerci o isyan sebep olsa bile isyan cikmasada biz musul
ile kerkuk u ingilizlerin elinden alamazdik ne diplomasiyle nede asker gucuyle bana gore.
gerci alamadikta ne oldu, ingilizler kafalarina gore sinirlar cizip abuk sabuk ulkeler yarattilar
bir takim klanlardan olusan.

birde simdi nerede okudugumu hatirlayamadigim yunan adalari meselesi var; yunan adalarini yalta
konferansinda victory ci amca turklere vermek istemis, ama stalin buna karsi cikmasina ragmen amerikada
destek olunca stalin geri adim atip adalari turkiye ye vermeyi kabul etmesine ragmen, zamanin cumhrubaskani
ki bu inonu oluyor, verilen adalari kabul etmedigini okumustum.
dogruluk derecesini bilemiyorum bununda, nerede okudugumu bir hatirlayabilsem iyi olacak...
Qelebex
Topik konusuna geri dönelim. Buyrun:

EDP: Teklif olumlu ama eksik ve hatalı


Bütün bu değişiklik teklifinin, Yargı'nın kontrolünü ele geçirmeye yönelik maddeleri geçirmeye dönük bir kılıf, yani art niyetli bir manevra olduğu açık iken, muhalefet üslubundaki sakinlik ve yapıcı olma kaygısını özellikle beğendim.
plasenta
QUOTE (Qelebex @ Apr 4 2010, 13:15 ) *
Topik konusuna geri dönelim. Buyrun:

EDP: Teklif olumlu ama eksik ve hatalı


Bütün bu değişiklik teklifinin, Yargı'nın kontrolünü ele geçirmeye yönelik maddeleri geçirmeye dönük bir kılıf, yani art niyetli bir manevra olduğu açık iken, muhalefet üslubundaki sakinlik ve yapıcı olma kaygısını özellikle beğendim.

Ben de beğendim.
Istanbulguy
Milliyetcilerle/ulusalcilarla/sahte sosyal demokratlarla ayni oyu verecek olmam belki biraz bana koyabilir ama ben, buyuk ihtimalle 'hayir' diyecegim (az ihtimalle de, gidip bos atarim...hehe). Ifade ozgurlugunun onundeki engellerin, hic olmazsa buyuk olcude kalkmasinin saglanmasinin olmadigi; irkciliga karsi bir maddenin getirilmedigi ve de barajin en azindan yuzde bese dusurulmedigi bir seye 'evet' dersem prensiplerime hakaret etmis olurum. 'Hic yoktan iyidir' seklinde hareket edemem sahsen bu konuda. Ayrica, AKP'nin zihniyetinin, buyuk olcude, iyi niyetli olmadigini dusunuyorum.

Evet; ya sizler....oylariniz...ve sebepleriniz ? smiley.gif

Cem
Tortured_Fragile_Mind
Nefis bir anayasa teklifi getirilse ve bu 3 madde olmasa hayır diyip mevcut anayasayı mı onaylardın? kasi.gif
Istanbulguy
QUOTE (Tortured_Fragile_Mind @ Apr 7 2010, 17:38 ) *
Nefis bir anayasa teklifi getirilse ve bu 3 madde olmasa hayır diyip mevcut anayasayı mı onaylardın? kasi.gif


smiley.gif

Diger maddelere de biraz bakar; ama, ifade ozgurlugu genisligi (tabi, bu da tartisilmasi gereken ve biraz da komplike bir sey); irkciliga karsi kesin bir tavir/yaptirimlar; barajin en azindan yuzde bese dusurulmesi (hatta, tercihim yuzde 3 yonunde olur) benim icin cok onemli. Bunlar saglanmadan, hosnut olmam kolay kolay ben smiley.gif

Bu arada, sen, AKP'nin iyi niyetli oldugunu dusunuyor musun ? Ve de, oyun ne olur referandumda ? smiley.gif

Cem
Tortured_Fragile_Mind
Beni tanımış olman lazım smiley.gif

İyi niyetli değil. Oy kullanmayacağım.
Sporel
degisiklik tekliflerini bir kenara birakirsak takildigim nokta belki de 5 senelik donemleri boyunca en onemli gorusmelere gitmeyen milletvekilleri. bugunku gorusmeye 407 milletvekili katilmis. vekillerin %25'i gitmemis. vekil secilmenin bir luks olmadigini; bir ayricalik oldugunu ve belli sorumluluklar getirdigini kavrayamamis insanlar bunlar. ulan bir gidin, isterseniz yumruklasin. ama once bir onemseyin su isi yahu.

belki daha once de yazmisimdir, benim meclis adina en cok utandigim an leyla zana'nin (ve digerlerinin) dokunulmazliginin kaldirildigi gorusmelerdi. verdikleri karardan dolayi degil (ona da karsiydim ama sonucta en uc noktada o da bir fikir.) o dort kisi savunmalarini yaparken koridorda muhabbet edip, sigara icip; oylama baslayinca evet oyu vermek icin elleri havada iceri kosan insan iste politikaci. surunun parcasi. bir sey yapmaya calismiyor, bir sey olmaya calisiyor.
epeci
QUOTE (Sporel @ Apr 26 2010, 01:34 ) *
degisiklik tekliflerini bir kenara birakirsak takildigim nokta belki de 5 senelik donemleri boyunca en onemli gorusmelere gitmeyen milletvekilleri. bugunku gorusmeye 407 milletvekili katilmis. vekillerin %25'i gitmemis. vekil secilmenin bir luks olmadigini; bir ayricalik oldugunu ve belli sorumluluklar getirdigini kavrayamamis insanlar bunlar. ulan bir gidin, isterseniz yumruklasin. ama once bir onemseyin su isi yahu.

chp grup olarak boykot etmiyor mu gorusmeleri?
mhp de grup olarak katiliyor ama olumsuz oy veriyor yanlisim yoksa...
matematik dogru yani.
Sporel
QUOTE (epeci @ Apr 26 2010, 03:24 ) *
chp grup olarak boykot etmiyor mu gorusmeleri?
mhp de grup olarak katiliyor ama olumsuz oy veriyor yanlisim yoksa...
matematik dogru yani.

dogru, atlamisim. zen.gif chp'nin bahsettigim konuyu grup halinde yapabilmesi de ayri bir guzellik. "cumhuriyet halk" partisi. dumur.gif
Şeref
Kavgalar, itirazlar falan hep gündemde..

Nerde muhalefetin itiraz tezleri, değişiklik önergeleri, böyle bir şey okudunuz mu, yayınlandı mı..

Kavga gündemi işgal edince, muhalefet enayiliği iyice ortaya çıkıyor..

Merci!
epeci
QUOTE (Sporel @ Apr 26 2010, 15:17 ) *
dogru, atlamisim. zen.gif chp'nin bahsettigim konuyu grup halinde yapabilmesi de ayri bir guzellik. "cumhuriyet halk" partisi. dumur.gif

bana sorarsan topluca istifa edip ulkeyi secime goturmeleri dolayisiyla bu anayasa degisikligi palavrasindan kurtarmalari gerekir...
madem politika yapamiyorsun/yaptirmiyorlar sine-i millete don iste. aksi halde iktidarin isbirlikcisi oluyorsun...
epeci
QUOTE (Şeref @ Apr 27 2010, 01:27 ) *
Kavgalar, itirazlar falan hep gündemde..

Nerde muhalefetin itiraz tezleri, değişiklik önergeleri, böyle bir şey okudunuz mu, yayınlandı mı..

Kavga gündemi işgal edince, muhalefet enayiliği iyice ortaya çıkıyor..

Merci!

muhalefetin (chp'nin) kabul ettigi maddeler belli. bunlar coktan yasalasmis olabilirdi hukumet isteseydi...
ama amac yargiyi eline gecirebilecegin maddeleri gecirmek olunca boyle seyler dogal karsilaniyor...

muhalefetin itiraz noktalarini en az on yerde okudum, dinledim. ustelik yurt disinda yasiyorum. siz once kafanizi gomdugunuz kumdan cikarin, kim enayi kim degil sonra karar verin bence...
Şeref
QUOTE (epeci @ Apr 27 2010, 03:56 ) *
muhalefetin (chp'nin) kabul ettigi maddeler belli. bunlar coktan yasalasmis olabilirdi hukumet isteseydi...
ama amac yargiyi eline gecirebilecegin maddeleri gecirmek olunca boyle seyler dogal karsilaniyor...

muhalefetin itiraz noktalarini en az on yerde okudum, dinledim. ustelik yurt disinda yasiyorum. siz once kafanizi gomdugunuz kumdan cikarin, kim enayi kim degil sonra karar verin bence...


İktidarın öne çıkan kaygısının ne olduğunun farkındayım, bu başlıkta da yazdım ama muhalefetin taktik olarak bazı noksanlarına işaret ediyordum. Hem gerçekten varsa katkı koydukları, destekledikleri konular, onlardan konuşmayı da başarsalardı, pozitif, ileri götürücü şeyler anlatsalardı, itiraz ettikleri konularda da daha etkili olabilirlerdi kamuoyu önünde diye düşündüğümü belirteyim.

Yani belli konularda da pozitif katkı koymak faydalı olur, karşı çıktığın hususlara samimiyetle itibar edilmesini sağlamak açısından.. Ama bunu yeterince işleyemediler diye yazdım.. Bu da bir fırsattı toplumla, seçmenle, kamuoyu ile iletişimini arttırmak, okunurluğu, dinlenirliği sağlamak adına.. Bu da çok geride kalınan bir husus oldu, öne çıkan daha çok başke şeyler oldu diyordum.

Kafamı kuma gömdüğüm kısmını neden söylediğini tam anlayamadım. Muhalefetin söylediklerini duymamak için sence ne sebebim olabilir, oysa tam tersine daha etkin yöntemlerle, içerik ve söylemlerle fırsatı değerlendirmeleri gerekirken eksik kaldılar diye konuşuyorum.
İktidarın özel kaygılarına ben de burada defalarca işaret etmiş biriyim, bunları birleştirince kafamı kuma gömmem pek mantıklı bir benzetme gözükmüyor.

Buradan vardığım sonuç, belki bu ve benzer başlıktaki bir kaç başka mesajımda da görebileceğin gibi bu anayasa işinde, özellikle iktidarın yargı ile ilgili özel kaygısının olduğu, CHP'nin uzlaşma teklifinin yerindeliği gibi konularda bazı benzer düşüncelerimiz de olmasına karşın, benim yazdıklarımı tam anlamı ile okumadan, kafamı kuma gömdüğümü söylediğindir. Bu da pek faydalı bir şey değil tabi. Bana kızınca tıpkı altını çizdiğim muhalefetin çizgisine gelmişsin, negatif, suçlayıcı olmuşsun bana karşı, muhalefetin gayretinin, yönteminin, savunmasını, sadece beni suçlayarak desteklemiş olamayacağından işe yaramamış.

Merci!
epeci
QUOTE (Şeref @ Apr 27 2010, 19:58 ) *
İktidarın öne çıkan kaygısının ne olduğunun farkındayım, bu başlıkta da yazdım ama muhalefetin taktik olarak bazı noksanlarına işaret ediyordum. Hem gerçekten varsa katkı koydukları, destekledikleri konular, onlardan konuşmayı da başarsalardı, pozitif, ileri götürücü şeyler anlatsalardı, itiraz ettikleri konularda da daha etkili olabilirlerdi kamuoyu önünde diye düşündüğümü belirteyim.

Yani belli konularda da pozitif katkı koymak faydalı olur, karşı çıktığın hususlara samimiyetle itibar edilmesini sağlamak açısından.. Ama bunu yeterince işleyemediler diye yazdım.. Bu da bir fırsattı toplumla, seçmenle, kamuoyu ile iletişimini arttırmak, okunurluğu, dinlenirliği sağlamak adına.. Bu da çok geride kalınan bir husus oldu, öne çıkan daha çok başke şeyler oldu diyordum.

Kafamı kuma gömdüğüm kısmını neden söylediğini tam anlayamadım. Muhalefetin söylediklerini duymamak için sence ne sebebim olabilir, oysa tam tersine daha etkin yöntemlerle, içerik ve söylemlerle fırsatı değerlendirmeleri gerekirken eksik kaldılar diye konuşuyorum.
İktidarın özel kaygılarına ben de burada defalarca işaret etmiş biriyim, bunları birleştirince kafamı kuma gömmem pek mantıklı bir benzetme gözükmüyor.

Buradan vardığım sonuç, belki bu ve benzer başlıktaki bir kaç başka mesajımda da görebileceğin gibi bu anayasa işinde, özellikle iktidarın yargı ile ilgili özel kaygısının olduğu, CHP'nin uzlaşma teklifinin yerindeliği gibi konularda bazı benzer düşüncelerimiz de olmasına karşın, benim yazdıklarımı tam anlamı ile okumadan, kafamı kuma gömdüğümü söylediğindir. Bu da pek faydalı bir şey değil tabi. Bana kızınca tıpkı altını çizdiğim muhalefetin çizgisine gelmişsin, negatif, suçlayıcı olmuşsun bana karşı, muhalefetin gayretinin, yönteminin, savunmasını, sadece beni suçlayarak desteklemiş olamayacağından işe yaramamış.

Merci!

iyi de muhalefetin taktiklerini begenmiyorum demekle muhalefet itiraz noktalarini soylemiyor, oneri getirmiyor demek bayagi farkli seyler.
muhalefet (genel anlamiyla kullaniyorum, buna basin da dahil) her allahin gunu bu konuda konusuyor, yaziyor. bunlari yok saydiginiz hissine kapildigim icin devekusu benzetmesi yaptim, yanlissa ozur dilerim.

muhalefetten kasit chp, mhp ve dtp (yeni isimlerini bilmiyorum) ise bunlarin zaten seslerini duyuramamak gibi bir durumlari var. akp gibi medyanin yarisina sahip olmadiklari icin genelde haftada bir grup toplantisinda liderlerinin esip gurlemeleri gundeme geliyor. chp anayasa konusunda gayet net bir yaklasim icinde. islerine gelen kisimlari hemen kabul edelim, kalanlari halka gotur dediler. bu mesaji sanirim butun turkiye aldi. mhp'nin tavri da cok net. dtp de meclisteki varligini koz olarak kullanip bazi kazanimlar (secim barajinin dusmesi gibi) elde etmeye ugrasiyor iste...

muhalefetten daha ne bekliyorsunuz. belki somut olarak anlatsaniz daha iyi anlayacagim...
Şeref
Madem tartışıyoruz, şahane bir konu, tek başıma elbette beni aşar belki, ama

"muhalefetten ne istiyorsunuz" cümlesi için bir vatandaş olarak çok fazla söylenecek şey olduğu düşüncesinde biri olarak, Türkiye'de şu an için çok güveniyorum ben talep saymak hakkım olduğuna..

1- Türkiyede gündemde ön alacak, sosyal politikalar, siyaset, dış politika, hukuk, anayasa, kişisel hak ve özgürlükler.. gibi başlıklarda kendi görüşlerini, doktrinel bir temadan ileri götürerek, halk kitlelerine, konjonktüre uygun güncel zamanlama ve örneklemeler ile ortaya koymak.. karşısında durulandan yola çıkılsa dahi bunu kendi görüşünü , duruşunu öne çıkartarak ortaya koymak.. proaktif olmak..

2-İletişim kurmak istediği kitlelerle düzenli, istikrarlı, anlaşılır, samimi bir devamlılık ve tutarlılıkla bağlantı kurmak, mesaj vermek adına politikacı aktivitesini ortaya koymak, buna açık, buna eğilimli, buna dayanan kimlikte, tutumda politik kimlik ve siyasetçi üretmek, öne sürmek..

3-Canan Arıtman veya Baykal'ın civarındaki dinozor kadrolara tahammül etmeye mahkum kalmayacak, Gandhi misali insanlar üretmek adına o değerli insanları da tüketmeyecek parti teşkilatı esasları kurmak..

4-Parti tabanında memleket, aşiret, tanışıklık, bağlaşıklık esaretini ortadan kaldıracak, ortak ve geniş bir manifesto ile bütünleştirici bir esneklik, zenginleştirici,çoğaltıcı bir katılım sağlamak..

..

Ha bunlar somut değilse,

Somut olarak;

Bugün eyvallah dedik denen, -(eksi)3-4 (üç-dört) madde adına ayıralım, diğerleri için uzlaşalım demek yerine,

Misal, efendim 20 madde için önerilerimiz şunlar, 16-17 madde için oturup tartışalım daha da ileri götürebilir miyiz, gelin 15-20 madde daha ilave edelim hep birlikte, 35-40 olsun, tartışmasız anlaşacağımız,uzlaşacağımız, şu kalan üç dört madde için bir ikinci etap yapalım,
bununla gerilmeyelim, tıkanmayalım, bu 35 maddeyi ülkemize kazandırmak iken..

Bunu yaparken, ilave maddeler için MHP ve hatta BDP ya da bağımsız Ufuk Aras üzerinden bir katılımcılık sağlasan ne olur.. Seçsen 10-15 konu hepsine uyan, uyacak, yok mu yani, bulamaz mısın.. Bak AKP sana uyan 17 tane bulmuş senin neyin eksik..

Misal. Positive!

Merci!
plasenta
güzel olmuş smiley.gif
epeci
QUOTE (Şeref @ Apr 28 2010, 00:25 ) *
Madem tartışıyoruz, şahane bir konu, tek başıma elbette beni aşar belki, ama

"muhalefetten ne istiyorsunuz" cümlesi için bir vatandaş olarak çok fazla söylenecek şey olduğu düşüncesinde biri olarak, Türkiye'de şu an için çok güveniyorum ben talep saymak hakkım olduğuna..

1- Türkiyede gündemde ön alacak, sosyal politikalar, siyaset, dış politika, hukuk, anayasa, kişisel hak ve özgürlükler.. gibi başlıklarda kendi görüşlerini, doktrinel bir temadan ileri götürerek, halk kitlelerine, konjonktüre uygun güncel zamanlama ve örneklemeler ile ortaya koymak.. karşısında durulandan yola çıkılsa dahi bunu kendi görüşünü , duruşunu öne çıkartarak ortaya koymak.. proaktif olmak..

2-İletişim kurmak istediği kitlelerle düzenli, istikrarlı, anlaşılır, samimi bir devamlılık ve tutarlılıkla bağlantı kurmak, mesaj vermek adına politikacı aktivitesini ortaya koymak, buna açık, buna eğilimli, buna dayanan kimlikte, tutumda politik kimlik ve siyasetçi üretmek, öne sürmek..

3-Canan Arıtman veya Baykal'ın civarındaki dinozor kadrolara tahammül etmeye mahkum kalmayacak, Gandhi misali insanlar üretmek adına o değerli insanları da tüketmeyecek parti teşkilatı esasları kurmak..

4-Parti tabanında memleket, aşiret, tanışıklık, bağlaşıklık esaretini ortadan kaldıracak, ortak ve geniş bir manifesto ile bütünleştirici bir esneklik, zenginleştirici,çoğaltıcı bir katılım sağlamak..

..

Ha bunlar somut değilse,

Somut olarak;

Bugün eyvallah dedik denen, -(eksi)3-4 (üç-dört) madde adına ayıralım, diğerleri için uzlaşalım demek yerine,

Misal, efendim 20 madde için önerilerimiz şunlar, 16-17 madde için oturup tartışalım daha da ileri götürebilir miyiz, gelin 15-20 madde daha ilave edelim hep birlikte, 35-40 olsun, tartışmasız anlaşacağımız,uzlaşacağımız, şu kalan üç dört madde için bir ikinci etap yapalım,
bununla gerilmeyelim, tıkanmayalım, bu 35 maddeyi ülkemize kazandırmak iken..


Bunu yaparken, ilave maddeler için MHP ve hatta BDP ya da bağımsız Ufuk Aras üzerinden bir katılımcılık sağlasan ne olur.. Seçsen 10-15 konu hepsine uyan, uyacak, yok mu yani, bulamaz mısın.. Bak AKP sana uyan 17 tane bulmuş senin neyin eksik..

Misal. Positive!

Merci!

1. boyle bir muhalefet formati yok artik, varsa da ben bilmiyorum. hangi ulkede var mesela, ya da oyle sorayim?
2. tamam
3. tamam
4. tamam
dediginiz gibi bunlar soyut. kulaga hos geliyor ama kimseyi bir yere goturmez...

somutlardan boldladigim yer bence cok gereksiz ve disardan bakan icin (yani secmen) isi yokusa surmek anlamina gelir. bir noktaya kadar anlastin mi, gecir hemen onlari. sonra bir daha gecirme sansin olmayabilir. su boldlu yerde onerilenin gerceklesme ihtimali oldugunu dusunen bir siz varsiniz herhalde (forumda degil butun dunyada hatta)...

mhp, hatta bdp uzerinden katilimcilik. yahu bu partiler daha kendi partilerinden katilimcilik saglamaktan acizler. genel baskan ve cevresindeki 10-15 kisilik sureka tarafindan guduluyorlar. ne katilimciligindan bahsediyorsunuz allahaskina...

dipnot: akp'yi esekler kovalasin.
This is a "lo-fi" version of our main content. To view the full version with more information, formatting and images, please click here.
Invision Power Board © 2001-2010 Invision Power Services, Inc.