QUOTE (plasenta @ Jun 16 2010, 15:14 )

Anayasanın 14. maddesi suç yapıyor bunu. bölünmeyi amaçlayan parti kurulamıyor mesela.
Ne süper bir ülkede yaşıyoruz farkında değiliz, insan haklarına dayanan demokratik ve laik... breh breh. Yeni değişikliklerle erotik de olursa hiç eksiğimiz kalmaz.
Peki, o halde anayasamız bu konuda kabahatli olan.
Ahmet Altan ne diyor yazısında?
QUOTE
...
Devlet, Kürtler üstünde yıllardır süren baskısını, “Kürtler ayrılmak istiyorlar” varsayımının üstüne bina eder.
Ayrılmak isteyen birilerinin ayrılmasını engellemek için o insanlara bir cehennem hayatı yaşatılır bu ülkede.
Doğru ya da yanlış; anayasanın (yani bu halkın yüzde doksan küsurunun oylarıyla kabul edilen yasanın) emriyle yapıyor olabilir mi acaba bunu devlet?
QUOTE
...Devlet dediğiniz aygıtın, insanları mutlu etmekten başka ne amacı olabilir?
Bence de bu çok önemlidir. Peki bu aygıt nasıl bilecek insanların nasıl mutlu olacağını? İnsanlar ona ne derlerse onu anlamak durumunda değil mi? Bunun yolu da o devletin anayasası değil mi?
QUOTE
...Bu topraklarda yaşayanların çoğu da kendi mutluluğundan daha fazla önemser devletin “büyük” olmasını.
Halbuki, insanları mutlu etmeyen her yapıda mutlaka bir hata vardır.
Diyelim ki ilk önerme doğru. Peki "insanlar devleti daha fazla önemsiyorsa, sana ne kardeşim?" demezler mi adama? Kendi mutluluğundan daha fazla önemsiyorsa zaten onu daha çok mutlu ediyordur develetin büyüklüğü. Bir annenin, çocuğunun mutluluğu, sağlığı vb şeyler için kendi isteklerinden vazgeçmesi gibi bir şeye de karşı çıkar mı Ahmet paşam? Paşama göre o anne de hatalı mıdır? Sadece Ahmet paşamın düşünceleri mi doğrudur? Nerede demokrasi?
QUOTE
...Bizde ise hemen hemen her zaman olduğu gibi durum tam tersine.
Daha zengin olan kesim, daha yoksul olan kesimin “ayrılacağından” korkuyor ve daha yoksul olan Kürtlere baskı yapıyor.
Bunu da anlayamadım. O anayasaya kabul oyu vernelerin hepsi Kürtlerden zengin miymiş yani?
Bunları sadece Ahmet Altan'ın yazısında kafama takılanları not etmek için yazdım. Yoksa fikrim yukarıda, oyumu ne şekilde kullandığımı da söyledim.
Daha önce ikiyüzelli ayrı fırsatta aynı şeyi yazdım. Hakimler suçlanırken de, askerler suçlanırken de, anayasa mahkemesi ya da başkaları suçlanırken de. Bu memleketin anayasası var. Herkes o anayasaya uymak durumunda. Beğenmiyorsan değiştirmenin yolu da belli. Değiştirmeyenlere değil de, yasaları uygulamak görevi olup uygulamaya çalışanlara yüklenmenin doğru olmadığını düşünüyorum ben.
Bu memleketin bir anayasası var. Ben de pek çok yerinin değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama değiştirilirken "ben böyle istiyorum" tarzı bir demokrasi uygulamasıyla değil, sadece kendi düşüncelerinin doğru olduğuna inanan paşaların keyiflerine göre değil, uzlaşma ile olması gerektiğini düşünüyorum. Gerekirse madde madde değiştirilsin, hepimizin vakti var sanırım bu işe.
Ama yüzde doksan küsur oyla kabul edilmiş bir anayasa ortadayken "o niye onu öyle yaptı, bu niye bunu böyle yaptı, vay ideolojik, vay şerefsizlik, vay kahpelik, vay bilmemnelik" falan demek bana bir anlam ifade etmiyor.
Demokrat geçinenin demokrasiye, hak hukuk peşindekinin hakka hukuka saygı göstermesi gerekir her şeyden önce.